Emine Gönül Ertanış

Bir tanem Emineme...

Tıkandı Baba

Emine - 4:42 pm Salı, Haziran 13, 2006

  • Hikayeler

Tıkandı Baba!Sultan Mahmut tebdil-i kıyafet dolaşırmış zaman zaman. Yine böyle gezerken bir kahvehaneye girmiş oturmuş. Herkes bir şeyler istiyor.

“Tıkandı Baba, çay getir!..”

“Tıkandı Baba, kahve getir!..”

Bu durum Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiÅŸ.

- Hele baba anlat bakalım, nedir bu Tıkandı Baba meselesi?

- Uzun mesele evlat, demiş Tıkandı Baba.

- Anlat Baba anlat! Merak ettim deyip çekmiş sandalyeyi Sultan.

Tıkandı Baba da peki deyip baÅŸlamış anlatmaya; Bir gece rüyamda birçok insan gördüm, herbirinin bir çeÅŸmesi vardı ve hepsi de akıyordu. Benimki de akıyordu ama az akıyordu. “Benimki de onlarinki kadar aksın” diye içimden geçirdim. Bir çomak aldım ve oluÄŸu açmaya çalıştım. Ben uÄŸraşırken çomak kırıldı ve akan su damlamaya baÅŸladı. Bu sefer içimden “Onlarinki kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksın” dedim ve uÄŸraşırken oluk tamamen tıkandı ve hiç akmamaya baÅŸladı. Ben yine açmak için uÄŸraşırken bir zat göründü ve: “Tıkandı Baba, tıkandı. UgraÅŸma artık”, dedi. O gün bu gün adım “Tıkandı Baba”ya çıktı ve hangi iÅŸe elimi attıysam olmadı. Åžimdi de burada çaycılık yapıp geçinmeye çalışıyoruz.

Tıkandı Baba’nin anlattıkları Sultan Mahmut’un dikkatini çekmiÅŸ. Çayını içtikten sonra dışarı çıkmış ve adamlarına: “Her gün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her dilimin altında bir altın koyacaksınız ve bir ay boyunca buna devam edeceksiniz” demiÅŸ.

Sultan Mahmut’un adamları peki demiÅŸler ve ertesi akÅŸam bir tepsi baklavayı getirmiÅŸler. Tıkandı Baba’ya baklavaları vermiÅŸler. Tıkandı Baba baklavayı almış, bakmış baklava nefis. “Uzun zamandır tatlı da yiyememiÅŸtik. Şöyle ağız tadıyla bir güzel yiyelim” diye içinden geçirmiÅŸ. Baklava tepsisini almış evin yolunu tutmuÅŸ. Yolda giderken “Ben en iyisi bu baklavayı satayım evin ihtiyaçlarını gidereyim” demiÅŸ ve iÅŸlek bir yol kenarına geçip baÅŸlamış bagırmaya.

-Taze baklava, güzel baklava!

Bu esnada oradan geçen bir adam baklavaları beÄŸenmiÅŸ. Üç aÅŸağı beÅŸ yukarı anlaÅŸmışlar ve Tıkandı Baba baklavayı satıp elde ettiÄŸi para ile evin ihtiyaçlarının bir kısmını karşılamış. Müşteri baklavayı alıp evine gitmiÅŸ. Bir dilim baklava almış yerken agzına bir ÅŸey gelmiÅŸ. Bir bakmış ki altın. Åžaşırmış, diÄŸer dilim, diÄŸer dilim derken bir bakmış ki her dilimin altında altın var. Ertesi akÅŸam adam acaba yine gelir mi diye aynı yere geçip baÅŸlamış beklemeye. Sultanın adamları ertesi akÅŸam yine bir tepsi baklavayı getirmiÅŸler. Tıkandı Baba yine baklavayı satıp evin diÄŸer ihtiyaçlarını karşılamak için aynı yere gitmiÅŸ. Müşteri hiçbir ÅŸey olmamış gibi: “Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her akÅŸam senden alırım” demiÅŸ. Tıkandı Baba da “Peki” demiÅŸ ve anlaÅŸmışlar. Tıkandı Baba’ya her akÅŸam baklavalar gelmiÅŸ ve adam da her akÅŸam Tıkandı Baba’dan baklavaları satın almış. Aradan bir ay geçince Sultan Mahmut: “Bizim Tıkandı Baba’ya bir bakalım” deyip Tıkandı Baba’nın yanına gitmiÅŸ. Bu sefer padiÅŸah kıyafetleri ile içeri girmiÅŸ. GirmiÅŸ girmesine ama birde ne görsün bizim tıkandı baba eskisi gibi darmadağın. Sultan:

- Tıkandı Baba sana baklavalar gelmedi mi? Demiş.

- Geldi sultanım!

- Peki ne yaptın sen o kadar baklavayı?

- Efendim satıp evin ihtiyaçlarını giderdim, sağ olasınız, duacınızım.

Sultan şöyle bir tebessüm etmiÅŸ. “Anlaşıldı Tıkandı Baba anlaşıldı, hadi benimle gel” deyip almış ve devletin hazine odasına götürmüş. “Baba ÅŸuradan küreÄŸi al ve hazinenin içine daldır küreÄŸine ne kadar gelirse hepsi senindir” demiÅŸ. Tıkandı Baba o heyecanla küreÄŸi tersten hazinenin içine bir daldırıp çıkarmış ama bir tane altın küreÄŸin ucunda, düştü düşecek. Sultan demiÅŸ; “Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim ÅŸu askerlerle beraber git onlar sana ne yapacağını anlatırlar” demiÅŸ ve askerlerden birini çagırmış. “Alın bu adamı Üküdar’ın en güzel yerine götürün ve bir tane taÅŸ beÄŸensin. O taşı ne kadar uzaÄŸa atarsa o mesafe arasını ona verin” demiÅŸ. PadiÅŸahın adamları “peki” deyip adamı alıp Üsküdar’a götürmüşler. “Baba hele suradan bir taÅŸ beÄŸen bakalım” demiÅŸler. Baba, “niçin?” demiÅŸ. Askerler: “Hele sen bir beÄŸen bakalım” demiÅŸler. Baba ÅŸu yamuk, bu küçük, derken kocaman bir kayayı beÄŸenip almış eline. “Ne olacak ÅŸimdi” demiÅŸ. “Baba sen bu taşı atacaksın ne kadar uzaÄŸa giderse o mesafe arasını padiÅŸahımız sana bağışladı” demiÅŸ. Adam taşı kaldırmış tam atacakken taÅŸ elinden kayıp başına düşmüş. Adamcağız oracıkta ölmüş. Askerler bu durumu PadiÅŸah’a haber vermiÅŸler. İşte o zaman Sultan Mahmut o meÅŸhur sözünü söylemiÅŸ:

“VERMEYİNCE MABUD, NEYLESİN SULTAN MAHMUT!”

2 Yorum »

Yorum hatice 'den

14 Haziran , 2006 @ 10:25 am

Bu yazıyı çok beğendim ben:) Bizimle paylaştığın için çok teşekkür ederim ;)

Yorum Ömür 'den

14 Haziran , 2006 @ 10:55 am

Evet çok komik ve düşündürücüydü.
Sizin de bizimle paylaşmak istediğiniz böyle güzel hikayeler varsa adresi biliyorsunuz :)

RSS olarak dök. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum ekleyin.

XHTML: A?a??daki etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>