Datça Yolları Taştan - III

Åžimcik en son nerede kalmıştık. Bi hatırlayalım. Susurluk Türker tesislerinde mola vermiÅŸtik. Ayrıca Datça fotoÄŸraflarına bir göz atmıştık. İyi. Haydi yola devam o zaman. Türker tesislerinde yaÅŸadığımız ufak gerginliÄŸi de(bakınız:Datça Yolları I) Emine’ye bir çay ısmarlayarak atlattıktan sonra otobüsümüzdeki yerimizi aldık. Tabi kısa bir süre sonra Eminem yine o derin uykusuna daldı. Ben de enteresan mıyım neyim bilmiyorum ama yolculuÄŸu çok seviyorum. Etrafı seyretmek hoÅŸuma gidiyor. Emine uyuyor ben etrafı seyrediyorum. Müzik dinliyorum. Derken sonunda ben de dayanamadım ve saat 03:00 civarı ben de yelkenleri indirdim. Yaklaşık 1,5 - 2 saatlik bir uykunun ardından bu sefer gözlerimi Söke tesislerinde açtım. Orada Eminem ile bu sefer beraberce ! çay içmeye indik ve devamında Emine tekrar uykuya devam. Söke’den sonra benim için en ilginç gelen ÅŸey - özellikle giderken - muazzam uzunlukta olan tüneldi. O ne tüneldi öyle ya. Git git bitmedi. Çok ilginç geldi bana. Ancak Datça dönüşü yine aynı yerlerde bu sefer peri bacalarına benzeyen çok ilginç kayalar gördük. DoÄŸa bu civarda çok deÄŸiÅŸik geldi bize.
Artık yavaÅŸ yavaÅŸ Marmaris’e yaklaÅŸmaktaydık. Ben de biraz uyumam gerek düşüncesiyle, çok da derin olmayan bir uykuya daldım. Fena da deÄŸildi. Gözlerimi açtığımda gecenin karanlığı yerini güneÅŸin gülen yüzüne bırakmıştı. Bir süre sonra da MuÄŸla terminaline uÄŸradık. Allahın emri ile ben yine mösyö lavabo’ya uÄŸradım. Kısa aradan sonra Marmaris’e doÄŸru yola çıktık. Emine? Hala uyuyor.. UyanacaÄŸa da benzemez.. :)
Marmaris. Evet marmaris’e de yaklaşık bir saat içerisinde ulaÅŸtık. Marmaris bayağı büyük geldi benim gözüme. Burada verdiÄŸimiz yaklaşık yarım saatlik bir moladan sonra o çok söylenen Datça yollarında bulduk kendimizi. Söylenenlerin aksine Marmaris - Datça arası ÅŸu anda çok da kötü bir yola sahip deÄŸil. Ancak yine de yaklaşık bir saat sürüyor bu yol. Emine? Emine hala uyuyor.. Yalnız yine de yol kenarında çömelip iÅŸeyen turist bacılarımız ne hikmetse gözünden kaçmıyor. (Ya Emine nasıl bir insansın sen ya ? :) Tüm iÅŸeyen kiÅŸileri nasıl görürsün. Uyurken bile..)
İşte Datça’ya geldik artık. İlk gözüme, gözümüze çarpan Engin Günaydın ve ‘Bu hikayedeki mal benim’ isimli tek kiÅŸilik gösterisi. Hemen tarihine baktık. PerÅŸembe günü. Evet bu PerÅŸembe. Yapılacak iÅŸler listesine iki bilet almayı ekledik. Bir sene boyunca benim gitmek istediÄŸim ama Emine’nin esnek çalışma saatlerine müsait mesai saati nedeniyle gidemediÄŸimiz gösteriye iki bilet almalıydık. Datça’nın çok ÅŸirin bir otobüs terminali var. Terminalden otelimize yaklaşık beÅŸ dakika içerisinde ulaÅŸtık. Yürüyerek merkeze yirmi, otele ise otuz dakikada ulaşılabiliyor. İlk iÅŸimiz otele yerleÅŸmek ve biletlerimizi almak oldu. Daha sonra ise Datça’yı keÅŸfetmeye çıktık. Datça gerçekten de ÅŸirin ve ufak bir sahil beldesi. Tek ana caddesi var ve bu ana cadde üzerinde tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz aslında. Denizi gerçekten güzel. Domuz çukuru, akvaryum gibi çok güzel koyları var. Gerçekten güzel. Knidos antik kenti yine Datça’nın görülmeye deÄŸer yerlerinden. Gece hayatı yok denecek düzeyde. EÄŸer sakin bir tatil geçirmek istiyorsanız tercih edebilirsiniz.
Biz ne yaptık? Denize girdik :D GüneÅŸlendik. Bodrum’a küçük feribotlar gidiyor. Bodrum’a gittik. Tekne turuna çıktık. BahsettiÄŸim koylara uÄŸradık. Engin Günaydın’ın 99. kez çıktığı ‘O Hikayedeki Mal Benim’ isimli gösterisine gittik. Bizim hoÅŸumuza gitti. Gidin derim ben. Engin Günaydın kim derseniz? Avrupa Yakası , Burhan Abi :) Sonuç olarak tatil güzel. ‘

