Emine Gönül Ertanış

Bir tanem Emineme...

2006 Yılı Muhasebesi

Emine - 3:44 pm Cuma, Aralık 29, 2006

  • Ailemizden Haberler
  • Ömür'üm ve Ben

2006 yılı ile ilgili aklımıza takılanları tekrar hatırlayalım.

Bizi çok Üzenler

  • Ciciannemiz Emine Kazangil’i kaybettik.
  • Yengemiz Mecbure Ertanış’ı kaybettik.
  • Allah rahmet eylesin…

Sevindiren ve Üzen(ler)

  • 2006 yılı bizim için çok önemliydi. Temmuz ayında yeni bir aile kurduk.Mutluyuz :)
  • Ben teyze oldum. Mayıs ayında aramıza Yusuf Emre katıldı. (Maaşallah..)
  • Eniştemiz, Ömür’ün ikizi Dilek’in eşi Ziya, Temmuz ayında askerliğini tamamladı.
  • Mayıs ayında Aramıza EFE katıldı. Şimdilerde koca delikanlı oldu. Efe kim mi? Haydi buraya.
  • 12 Ağustos Gecesi bilmem kaç yılda bir yaşanan meteor yağmuru gerçekleşti.
  • Alarko İstikbal Kulübü sanatsal etkinlikleri çerçevesinde Holding binası ve Carrier binasında iki gitar dinletisi yaptım. Benim için keyifliydi :)
  • Çekül tarafından adıma bir fidan dikildi.
  • Fenerbahçe son hafta şampiyonluğu Galatasaray’a kaptırdı :(

Mutlu Yıllar - İyi Bayramlar

Emine - 11:11 am Cuma, Aralık 29, 2006

  • Komik

Bu yıl yılbaşı çok ilginç bir şekilde geldi.
Yılbaşı ve Bayram el ele verdiler :)

Biz de herkesin bayramını ve yeni yılını kutlar. Sağlıklı, mutlu yeni bir yıl dileriz.
Aşağıdaki karikatürü de göstermeden edemedim.
Kalın sağlıcakla…

Mutlu Yıllar - İyi Bayramlar

Türkçe Konuşmak Çok Mu Zor?

Emine - 11:16 am Çarşamba, Aralık 27, 2006

  • Memleket

Dün akşam ne-te-ve(ntv) de Can Dündar’ın sunduğu “Neden?” adlı program vardı. Programın konusu Türkçe elden gidiyor muydu? Bir tarafta yabancı dille eğitim veren üniversitelerden mezun olmuş bir grup - Perihan Mağden, Tuğrul Eryılmaz -diğer tarafta ise Türkçe’nin doğru kullanılması gerektiğini söyleyen Hakkı Devrim. Her zaman konuştuğu, anlattığı, sorduğu konuya vakıf olan Hakkı Devrim bile bir ara sanki çaresiz kaldı. Aklıma hemen şu cümle geldi :Ne kadar bilirsen bil anlatabildiklerin karşındakinin anlayabileceği kadardır. Belki de benim bilgi eksikliğim var. Çünkü İngilizce eğitimi savunanları, İngilizce dilinin yaratıcılığı arttırdığını söyleyenleri, bilimin İngilizce olduğunu belirtenleri ve bir sürü İngilizce kelimeyi konuşmalarının arasına sokarak konuşanları anlayamıyorum. Anlamaya çalışıyorum ama Türkçesi varken neden İngilizcesinin kullanıldığını anlayamıyorum.

Aslında bu programın çıkış noktası Kenan Doğulu’nun Yurovizyon ?!*@ şarkı yarışmasına İngilizce sözlü bir şarkıyla katılmayı uygun görmesiydi. Çünkü bu durumda daha çok kişiye hitap edeceğini söylemekteydi. Türk Dil Kurumu’da bunun üzerine Kenan Doğulu’ya Çince şarkı söylemeyi tavsiye etmişti. Matematiksel olarak doğru sanki.. :) Konu buradan başladı ve Türkçe üzerine devam etti gitti. Genel olarak İngilizce’nin artık küresel -onların deyimiyle global- bir dil olduğunu ve bundan kaçış olmadığını belirttiler. Cümle içinde İngilizce kelime kullanmazlarsa yaratıcılıklarının sınırlandığını belirttiler. İngilizce eğitimin değişen dünya ile şart olduğunu, öğrencilerin yurt dışında da çalıştıklarını ya da Türkiye’de de yabancı dillerini çok iyi kullanmaları gerektiğini belirttiler vs.

Ben yine anlayamadım. Anlamak için çabaladım, anlayamadım. Yabancı dil öğrenmeye karşı değiliz zaten. Yabancı dil bilmeliyiz ama yabancı dil ile eğitim nedir? Ben bırakın İngilizce, Türkçe öğrenmekte zorluk çektiğim bir akışkanlar mekaniği dersini İngilizce nasıl öğrenebilirim. Bilim dili İngilizce imiş? Evet Türkçe yapmak için çabalayan olmazsa İngilizce olmaktan da çıkamaz zaten.

Nasıl bir dildir ki cümlelerimizin arasına anlamı pekiştirmek için katılıveriliyorlar. Kullanılmazsa anlatmak istediğimiz her neyse güdük kalıyor. Örneğin,

  • Evet compare etmek gerekiyor.
  • Location‘ları değiştirelim.
  • Search edelim.
  • Check edelim.
  • Eninin körünü edelim.

Bu mudur yani? Daha iyi bilmenin göstergesi araya böyle anlaşılmayan kelimeler mi sokmak? Hmm kompeyr edeceksek tamam o zaman. Önemli tabi..

Bir de markalar, mağaza isimleri, ürün isimleri var.

  • Coco Star
  • Stars
  • SmithHouse
  • BookStore
  • IvırShop
  • ZıvırShop

Nedir bunlar? Shop ne? Sanki İngilizce kelimeler kullanılarak oluşturulmuş bir ürün adı, marka adı, mağaza ismi daha kaliteli oluyor. Şimdilik annem anlamıyor ve hala bakkala bakkal diyor. Ancak 30 sene sonra bakkala shop demek çok doğal hale gelebilir. Shoptan 1 ekmek, 1 paket makarna alsana Kerimcan gibi. Ya da shoptan 1 bred alsana Ahmetcan gibi..

Peki çözüm ne? Nasıl duru bir dil ile konuşabiliriz. Öncelikle iş ailede başlıyor. İnsanlar ana dillerini ana babalarından öğreniyorlar ve anlaşılan o ki günümüzde pek de doğru öğrenemiyorlar. Sonra okul ve kitap okuma alışkanlığı geliyor. En sonunda da günümüzde çoğu kontrol mekanizmasını gerektiği gibi çalıştırmayan ya da hiç çalıştırmayan devlet geliyor. Böyle olunca bizim kırk yıllık taze elma fresh elma hatta fresh apple, bakkal shop oluyor. Tabelalar, ürünler, televizyon kanalları, banka adları herşey İngilizce söylenir oluyor. Biz bu kelimelerin okunuşlarını kendimiz öğrenmiyoruz. Örneğin reklamlar ile böyle sunuluyor bize. ne-te-ve (ntv) okunuyor en-ti-vi, he-se-be-ce (hsbc) okunuyor heyç-es-bi-si.

Sonuçta Türkçemizi bilmiyorum ama İngilizcemiz süper (harika, muhteşem, harikulade miydi acaba?) olacak galiba..

Son Olarak: Program boyunca, -sadece son bölüm hariç- Perihan Mağden’in laf ebeliği yaptığını düşündüm. Çok hızlı konuşup hedefe yönelik bir şey söylemedi. Bu Tofaş-Şahin bir arabanın gaza basınca çok ses çıkarıp iki adım yol gitmesi gibi geldi bana. Bilmiyorum belki de yanıldım. Sonra bu sabah acaba Perihan Mağden kim diye bakınca bu yazısı geldi hemen önüme. Uslubu hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız yazısı aşağıda.

Vicdani Red Bir İnsan Hakkıdır!

Ben diyorum ki, hayır kardeşim Her Türk Asker Doğmaz! Her Türk asker doğmak, askerlik yapmak, asker ölmek, askerde ölebilmek mecburiyetinde değildir. Nasıl her Türk nükleer fizikçi, baraj mühendisi, balet, narenciye üreticisi, son ütücü olarak doğmuyorsa, doğmayacaksa, doğmaması tercih nedeniyse her Türk, asker de doğamaz. Doğmayacaktır. Doğmaması gerekir.

“Birleşmiş Milletler 70′lerden beri vicdani reddin bir insan hakkı olduğu fikrini savunuyor.” Diyerek mi girelim? Nasıl girelim bu “hassas” konuya? Bu konu çok hassas çünkü Askeriye’yle ilgili her konu çok hassas. Çok çok hassas, bu ülkede. Orduyla ilgili herrrhangi bir şeyde: öneri/eleştiri/neden böyle/neden öylehayır haksızsınız, porselen dükkanındaki filsiniz. Tuhafiyecideki boğa. Züccaciyedeki zürafasınız; aman çabuk pılınızı pırtınızı toplayıp o konunun topraklarından uzaklaşınızzz.
Ben diyorum ki, hayır kardeşim Her Türk Asker Doğmaz! Her Türk asker doğmak, askerlik yapmak, asker ölmek, askerde ölebilmek mecburiyetinde değildir. Nasıl her Türk nükleer fizikçi, baraj mühendisi, balet, narenciye üreticisi, son ütücü olarak doğmuyorsa, doğmayacaksa, doğmaması tercih nedeniyse her Türk, asker de doğamaz. Doğmayacaktır. Doğmaması gerekir.
Yazının devamı için:Kaynak:http://www.yeniaktuel.com.tr/

Dikili Bir Ağacı Olmak

Emine - 3:08 pm Salı, Aralık 26, 2006

  • Memleket

Artık benim de bir dikili ağacım var. Bu sabah Alarko İstikbal Kulübü ve Çekül beni çok sevindirdi. Adıma Alarko İstikbal Kulübü korusunda bir fidan dikilmiş. :)

Gelecek kuşaklara çölleşen bir ülke bırakmamak için, her yıl 7 ağaç dikelim. Neden 7 ağaç?

Çünkü her birimizin kağıt, kalem, mobilya ve yakacak gibi gereksinimleri için her yıl 7 ağaç kesiliyor. Doğaya borçlu kalmamak için, tükettiğimiz ağaçları yerine koyalım. İster kendi adımıza, ister sevdiklerimizin adına ağaç diktirelim. Bir demet çiçek yerine 7 ağaç armağan edelim. Dünyaya gelen bebekleri 7 ağaçla karşılayalım. Doğum günlerini 7 ağaçla kutlayalım. Yitirdiğimiz yakınlarımızın anısını 7 ağaçla yaşatalım. Daha yeşil bir Türkiye için hepimize görev düşüyor.

www.cekulvakfi.org.tr

Mutlu Yıllar Zeyno :)

Emine - 1:00 am Cumartesi, Aralık 23, 2006

    Mutlu Yıllar Zeyno

    Mutlu yıllar sana..
    Mutlu Yıllar sana..

    Mutlu Yıllar, Mutlu Yıllar, Mutlu yıllar saaaaaanaaaaaaa……

    Menemen Olayı

    Emine - 12:47 am Cumartesi, Aralık 23, 2006

    • Memleket

    Derviş Mehmet isminde bir yobaz ve altı silahlı arkadaşı 23 Aralık 1930 günü Menemen’e gelmişler ve camiye girerek üzerinde dini ibareler yazılı bir bayrakla, camide bulunanları ve merakla cami önüne toplananları, kendileriyle birlik olmaya davet etmişlerdir. Derviş Mehmet halka hitap ederek; “Ey Müslümanlar, ne duruyorsunuz; Halife Abdülmecit hududa geldi, Sancak-ı Şerif çıktı, gelin altında toplanalım, şeriat isteyelim” diye bağırmıştır.

    Gösteriler ve tekbirlerle dini ibareler bulunan bayrağı Hükümet Konağı önündeki meydana dikmişlerdir. Toplanan halkı dağıtıp bu yobazları yakalamaya, mesleği öğretmenlik olan Yedek Asteğmen Kubilay Bey’in askeri müfrezesi görevlendirilmiştir. Kubilay Bey, şakilere nasihatta bulunarak; yaptıklarının hatalı, sakıncalı ve kötü bir şey olduğunu belirterek vazgeçmelerini ve dağılmalarını söylemiştir. Şakiler buna mavzer kurşunu ile cevap vermişlerdir. Kubilay Bey kendisini korumak için tabancasını çekmiş ise de, bir kurşunla yaralanarak yere düşmüş ve gözleri dönmüş canilerden biri, yaralı Kubilay Bey’in üstüne atılarak boğazından kesip başını gövdesinden ayırmıştır. Bu arada iki mahalle bekçisini de şehit etmişlerdir.
    Olay yerine yetişen askeri birlik ve jandarmalar şakilerin teslim olmalarını istemiştir. Bu isteği reddeden yobazlar ateşle karşılık vermişlerdir. Çatışma sonucu Derviş Mehmet ve iki arkadaşı vurularak, ikisi de yaralı ele geçirilmiştir. Diğer ikisi de iki gün sonra yakalanmıştır. Araştırma sonucu; olayın bölgesel bir nitelik taşımadığı, organize bir şebekenin düzenlediği, Cumhuriyet’i yıkmak amacını güden irticai ve siyasi bir hareket olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun üzerine Hükümet, Menemen ilçesi ile Manisa ve Balıkesir illerinde bir ay süre ile sıkıyönetim ilan etmiştir. Yakalananlar muhakemeler sonunda ağır cezalara çarptırılmışlardır.

    Şehit Asteğmen Kubilay’ı rahmetle anıyoruz.

    Mini test: Depresyonda mısınız?

    Emine - 6:50 pm Salı, Aralık 19, 2006

    • Komik

    Umut Sarıkaya’dan bir test :)

    soru: tikiniz var mı?

    a)evet b)var

    soru: isminiz nedir?

    a)telahattin b)tevgi

    sonuç: hayır depresyonda değilsiniz.

    Bugün Son Gün Sessiz Kalmayın !

    Emine - 2:08 pm Cuma, Aralık 15, 2006

    • Memleket

    Bakanlar Kurulu kararıyla 8 Aralık 2006 tarihinde İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu’nun başkanlığında İstanbul’un trafik sorununu çözmeye yönelik olarak gerçekleştirilen “Ulaşım Zirvesi”nde alınan karar uyarınca, İstanbul’un ulaşım sorunları ile ilgili bugüne kadar yapılan çalışmalar ve sorunun çözümüne yönelik önerileri içeren raporları değerlendirmek amacıyla bir Alt Komisyon oluşturuldu. Komisyon 11.11.2006 tarihinden itibaren çalışmalara başladı.

    Komisyon çalışmalarında değerlendirmek üzere, İstanbul’un trafik sorununun çözümü ile ilgili görüş ve önerilerde bulunmak isteyen Üniversiteler, Meslek Odaları, Sivil Toplum Kuruluşları, Basın Yayın Organları ve Vatandaşlar, bu görüş ve önerilerini 15 Aralık 2006 Cuma gününe kadar aşağıdaki internet sitelerine elektronik posta (e-mail) gönderebilirler.

    www.istanbul.gov.tr
    www.ibb.gov.tr
    www.iem.gov.tr

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gönderilecek elektronik postaların ulasimacozum@ibb.gov.tr adresine gönderilmesi gerekiyor.

    Bunun üzerine benim gönderdiğim mail ve önerilerim aşağıdaki gibiydi. Sizde gönderin ve sessiz kalmayın bence. Gün içinde birbirimize yakındığımız onlarca problemi yukarıdaki e-posta adreslerine ulaştırın. Benim önerilerim ve şikayetlerim aşağıdaki gibiydi.

    Sayın Yetkili,

    Trafikte karşılaştığım problemleri ve belki çözüm önerilerimi aktarmaya çalışayım.

    - Fahri trafik denetleyicileri olmalıdır.
    Trafikte kurallara uygun araba kullanan kişiler artık parmakla sayılır oldu.

    • Kırmızı Işıkta geçmek.
    • Ters yola girmek.
    • Emniyet şeridini kullanmak.
    • Yüksek hızda araba kullanmak.
    • Trafiği tıkayacak şekilde yavaş gitmek ya da daha doğrusu gitmemek.( Genelde dolmuş, otobüs gibi toplu taşıma araçları veya taksiler yapmakta.)
    • Yollara gelişigüzel park etmek.

    sayısı arttırılabilir. Hepsi OLAĞAN hale gelmiş durumda. Kimsenin kurallarla ilgili bir korkusu bulunmamakta ve her geçen gün saygısızılık düzeyi artmaktadır.

    Fahri trafik denetleyicileri karşılaştıkları bu tür sorunları bağlı oldukları, olacakları birimlere bildirebilirler.
    Trafiğe çıkan araç ve yaya da bilmediği kişiler tarafından kontrol edildiğini bilerek hareket edebilir. Ben DAHİL !
    Böyle bir çalışmanın zaten var olduğuna dair duyumlar var ama ben daha kırmızı ışıkta geçtiği için veya emniyet şeridini kullandığı için çevrilen birini görmedim.

    -Taksi, dolmuş gibi araçlar yolcu ararken trafiği engellemekteler.
    -Yayalar trafiği olumsuz etkilemekteler.

    Araçlar gibi yayalar da kurallara uymamakta, trafik ışıklarına riayet etmemekte, üst geçit yerine yolu kullanmaktadır. Özellikle iş yerine gidip geldiğim yol olduğu için çok iyi bildiğim
    Eminönü ve çevresinde yayalar alt geçit yerine Yeni Cami önünde bulunan demir korkulukları kesmekte ve yaptıkları ! bu yolu kullanmaktadırlar. İskelelerin bulunduğu Sirkeci’de trafik ışığı, üst geçit olmasına rağmen yayalar yoldan geçmekte yolu yine tıkamaktadır. Beyaz masaya yapılan başvurular sonuçsuz kalmakta. Her birim, bizim yetki alanımız değil diyerek diğer birimle iletişime geçilmesini salık vermektedir.
    Aslında üst geçit bulunan mevkiye yayaların yola geçmesini engelleyecek korkuluk yapmak belki çok büyük bir yaya bölümünün korkuluk üzerinden atlamak yerine üst geçidi tercih etmelerine neden olacaktır. Parmaklıkları kesenler dışında tabi.

    - Trafik polislerinin görevlerini tam yaptığını düşünmüyorum.
    - Yol çalışmalarının hepsi aynı anda başlamamalı. Özellikle yakın yerlerde ise..

    Saygılarımla,
    Ömür Ertanış

    Erkekler İçin Kurs

    Emine - 6:35 pm Perşembe, Aralık 14, 2006

    • Komik

    Son Katılım Tarihi 15 OCAK

    Önemli Not: Konu içerikleri son derece karmaşık ve zor olduğu için her sınıf için en fazla 8 kişi kabul edilecektir.

    Konu 1: Buz kabına nasıl su doldurulur?
    Adım adım slaytlarla açıklama.

    Konu2: Tuvalet Kağıdı takıldığı yerde kendini yeniler mi?
    Yuvarlak Masa Toplantısı

    Konu3: Klozet kapağını kaldırıp duvara ve su borusuna sıçratmadan işemek mümkün müdür?
    Grup Çalışması

    Konu4: Kirli sepetiyle ev arasındaki işlevsel farklar.
    Resimler ve grafikler ile açıklama

    Konu5: Tabak-Çanak, Kap-Kacak yemeğin akabinde kendi iradesiyle lavaboya veya bulaşık makinesine gidebilir mi?
    Video ile açıklama

    Konu6: Kimlik kaybı ve uzaktan kumandanın elinizin devamı olmadığı hakkında.
    Atölye çalışması.

    Konu7: Aranan şeyleri bulmayı öğrenmek, höykürerek evin altını üstüne getirmek yerine doğru yere bakarak başlamayı öğrenmek.
    Uygulamalı arama çalışması.

    Konu 8: Hanıma çiçek getirmek sağlığınıza zararlı değildir.
    Grafikler ve ses kaydıyla açıklama.

    Konu 9: Normal insanlar kaybolunca yolu sorar.
    Gerçek yaşam itirafları.

    Konu 10: Hatun parketmeye çalışırken sessizce oturmak genetik olarak imkansız mı?
    Araba kullanma simulasyonu.

    Konu 11: Nasıl ideal bir alışveriş arkadaşı olunur?
    Gevşeme egzersizleri, meditasyon ve nefes alma teknikleri.

    Fenerbahçe E.Frankfurt’u Üzdü

    Emine - 11:40 am Perşembe, Aralık 14, 2006

    • Spor

    2 farklı yenik düşmesine rağmen hedefinden kopmayan Fenerbahçe Tuncay’ın nefis kafa gölü ile farkı bire indirdi. Ardından Semih’in fırsatçılığı ile skoru eşitledi ve bir üst tura çıkmaya hak kazandı.

     

    Tebrik eder bu akşam Beşiktaş’a başarılar dileriz.
    Son olarak.

    Burası Kadıköy Buradan Çıkış Yok !

    Sonraki Sayfa »