Emine Gönül Ertanış

Bir tanem Emineme...

Türkçe Konuşmak Çok Mu Zor?

Ömür - 11:16 am Çarşamba, Aralık 27, 2006

  • Memleket

Dün akşam ne-te-ve(ntv) de Can Dündar’ın sunduğu “Neden?” adlı program vardı. Programın konusu Türkçe elden gidiyor muydu? Bir tarafta yabancı dille eğitim veren üniversitelerden mezun olmuş bir grup - Perihan Mağden, Tuğrul Eryılmaz -diğer tarafta ise Türkçe’nin doğru kullanılması gerektiğini söyleyen Hakkı Devrim. Her zaman konuştuğu, anlattığı, sorduğu konuya vakıf olan Hakkı Devrim bile bir ara sanki çaresiz kaldı. Aklıma hemen şu cümle geldi :Ne kadar bilirsen bil anlatabildiklerin karşındakinin anlayabileceği kadardır. Belki de benim bilgi eksikliğim var. Çünkü İngilizce eğitimi savunanları, İngilizce dilinin yaratıcılığı arttırdığını söyleyenleri, bilimin İngilizce olduğunu belirtenleri ve bir sürü İngilizce kelimeyi konuşmalarının arasına sokarak konuşanları anlayamıyorum. Anlamaya çalışıyorum ama Türkçesi varken neden İngilizcesinin kullanıldığını anlayamıyorum.

Aslında bu programın çıkış noktası Kenan Doğulu’nun Yurovizyon ?!*@ şarkı yarışmasına İngilizce sözlü bir şarkıyla katılmayı uygun görmesiydi. Çünkü bu durumda daha çok kişiye hitap edeceğini söylemekteydi. Türk Dil Kurumu’da bunun üzerine Kenan Doğulu’ya Çince şarkı söylemeyi tavsiye etmişti. Matematiksel olarak doğru sanki.. :) Konu buradan başladı ve Türkçe üzerine devam etti gitti. Genel olarak İngilizce’nin artık küresel -onların deyimiyle global- bir dil olduğunu ve bundan kaçış olmadığını belirttiler. Cümle içinde İngilizce kelime kullanmazlarsa yaratıcılıklarının sınırlandığını belirttiler. İngilizce eğitimin değişen dünya ile şart olduğunu, öğrencilerin yurt dışında da çalıştıklarını ya da Türkiye’de de yabancı dillerini çok iyi kullanmaları gerektiğini belirttiler vs.

Ben yine anlayamadım. Anlamak için çabaladım, anlayamadım. Yabancı dil öğrenmeye karşı değiliz zaten. Yabancı dil bilmeliyiz ama yabancı dil ile eğitim nedir? Ben bırakın İngilizce, Türkçe öğrenmekte zorluk çektiğim bir akışkanlar mekaniği dersini İngilizce nasıl öğrenebilirim. Bilim dili İngilizce imiş? Evet Türkçe yapmak için çabalayan olmazsa İngilizce olmaktan da çıkamaz zaten.

Nasıl bir dildir ki cümlelerimizin arasına anlamı pekiştirmek için katılıveriliyorlar. Kullanılmazsa anlatmak istediğimiz her neyse güdük kalıyor. Örneğin,

  • Evet compare etmek gerekiyor.
  • Location‘ları değiştirelim.
  • Search edelim.
  • Check edelim.
  • Eninin körünü edelim.

Bu mudur yani? Daha iyi bilmenin göstergesi araya böyle anlaşılmayan kelimeler mi sokmak? Hmm kompeyr edeceksek tamam o zaman. Önemli tabi..

Bir de markalar, mağaza isimleri, ürün isimleri var.

  • Coco Star
  • Stars
  • SmithHouse
  • BookStore
  • IvırShop
  • ZıvırShop

Nedir bunlar? Shop ne? Sanki İngilizce kelimeler kullanılarak oluşturulmuş bir ürün adı, marka adı, mağaza ismi daha kaliteli oluyor. Şimdilik annem anlamıyor ve hala bakkala bakkal diyor. Ancak 30 sene sonra bakkala shop demek çok doğal hale gelebilir. Shoptan 1 ekmek, 1 paket makarna alsana Kerimcan gibi. Ya da shoptan 1 bred alsana Ahmetcan gibi..

Peki çözüm ne? Nasıl duru bir dil ile konuşabiliriz. Öncelikle iş ailede başlıyor. İnsanlar ana dillerini ana babalarından öğreniyorlar ve anlaşılan o ki günümüzde pek de doğru öğrenemiyorlar. Sonra okul ve kitap okuma alışkanlığı geliyor. En sonunda da günümüzde çoğu kontrol mekanizmasını gerektiği gibi çalıştırmayan ya da hiç çalıştırmayan devlet geliyor. Böyle olunca bizim kırk yıllık taze elma fresh elma hatta fresh apple, bakkal shop oluyor. Tabelalar, ürünler, televizyon kanalları, banka adları herşey İngilizce söylenir oluyor. Biz bu kelimelerin okunuşlarını kendimiz öğrenmiyoruz. Örneğin reklamlar ile böyle sunuluyor bize. ne-te-ve (ntv) okunuyor en-ti-vi, he-se-be-ce (hsbc) okunuyor heyç-es-bi-si.

Sonuçta Türkçemizi bilmiyorum ama İngilizcemiz süper (harika, muhteşem, harikulade miydi acaba?) olacak galiba..

Son Olarak: Program boyunca, -sadece son bölüm hariç- Perihan Mağden’in laf ebeliği yaptığını düşündüm. Çok hızlı konuşup hedefe yönelik bir şey söylemedi. Bu Tofaş-Şahin bir arabanın gaza basınca çok ses çıkarıp iki adım yol gitmesi gibi geldi bana. Bilmiyorum belki de yanıldım. Sonra bu sabah acaba Perihan Mağden kim diye bakınca bu yazısı geldi hemen önüme. Uslubu hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız yazısı aşağıda.

Vicdani Red Bir İnsan Hakkıdır!

Ben diyorum ki, hayır kardeşim Her Türk Asker Doğmaz! Her Türk asker doğmak, askerlik yapmak, asker ölmek, askerde ölebilmek mecburiyetinde değildir. Nasıl her Türk nükleer fizikçi, baraj mühendisi, balet, narenciye üreticisi, son ütücü olarak doğmuyorsa, doğmayacaksa, doğmaması tercih nedeniyse her Türk, asker de doğamaz. Doğmayacaktır. Doğmaması gerekir.

“Birleşmiş Milletler 70′lerden beri vicdani reddin bir insan hakkı olduğu fikrini savunuyor.” Diyerek mi girelim? Nasıl girelim bu “hassas” konuya? Bu konu çok hassas çünkü Askeriye’yle ilgili her konu çok hassas. Çok çok hassas, bu ülkede. Orduyla ilgili herrrhangi bir şeyde: öneri/eleştiri/neden böyle/neden öylehayır haksızsınız, porselen dükkanındaki filsiniz. Tuhafiyecideki boğa. Züccaciyedeki zürafasınız; aman çabuk pılınızı pırtınızı toplayıp o konunun topraklarından uzaklaşınızzz.
Ben diyorum ki, hayır kardeşim Her Türk Asker Doğmaz! Her Türk asker doğmak, askerlik yapmak, asker ölmek, askerde ölebilmek mecburiyetinde değildir. Nasıl her Türk nükleer fizikçi, baraj mühendisi, balet, narenciye üreticisi, son ütücü olarak doğmuyorsa, doğmayacaksa, doğmaması tercih nedeniyse her Türk, asker de doğamaz. Doğmayacaktır. Doğmaması gerekir.
Yazının devamı için:Kaynak:http://www.yeniaktuel.com.tr/



5 Yorum »

Yorum Nadir Urek 'den

Aralık 28, 2006 @ 3:16 am

Merhaba arkadaslar,

Oncelikle her degisik konuya ait tecrubeler ve yorumlar kisinin baktigi yere gore degiskenlik gosterir.Ben(Nadir) bu “Turkce Konusmak Cok Mu Zor?” konulu yazinizi okudum ve kendi dusuncemi kisaca yazmak istedim. Ben Turkiyede Ingilizce egitim almadan yurdisina(Canada) cikmis ve Ingilizce bilmemenin getirdigi degisik zorluklari bizzat yasamis biriyim. Su anda Ingilizce konusamama gibi bir sikintim yok fakat burada turk arkadaslarimizla olan Turkce sohpetlerimizde aralara farkinda olmadan Ingilizce kelimeler serpistiriyoruz ve daha sonra kendimize gulup konustugumuz dilin “Turk-english” yani “Torkilis” gibi yeni bir lisan oldugunun farkina varip guluyoruz. Aslinda boyle bir durum hic komik degil,hernekadar gunun yada zamanimizin cogunu Igilizce konusulan ortamlarda geciriyor olsakta!Bu durumda Turkcemize nekadar zayif ve ilgisiz kaldigimi hissediyorum.Belki bu yaziyi okuyanlar aman canim okadar olur diye bilir. Hadi buradaki durum okadar olabilir fakat her Turkiyeye gelisimde karsilastigim ve kendilerini gunluk yasamlarinda Ingilizce konusmak zorunda hisseden Insanlari ve onunda otesinde isyerlerine verdikleri yabanci isimlerin ne anlama geldigini bile bilmeyen esnafin komik durumlarini gorunce uzuluyorum.

Heryil Dunyada bir cok dilin ortadan kalkip konusulamaz oldugu goz onunde tutulacak olursa.Bizim hic ama hic vakit kaybetmeden Turkcemize sahip cikmamiz gerekli.Bu Ingilizce dil egitimi olmasin anlaminda degil elbete. Turkcenin bilimede,ilimede,teknigede cok cok yeterli ve cok zengin ifade kabiliyeti olan bir dil olduguna hic suphem yok. Sorun sadece Turk kasigiyla ozenti artiklari yemeye calismanin disinda baska birsey degil.

Herkese yurudugu yolda basarilar ve yaptigi her isin hasini,ozunu yapabilmelerini temennig ederim.
Saglicakla kalin
Tesekkur ederim

Yorum Ömür 'den

Aralık 28, 2006 @ 10:13 am

Söylediklerine tamamen katılıyorum. Yurt dışında yaşayan insanlar kimi zaman istem dışı yabancı kelimeler kullanabiliyorlar. Ama seninde belirttiğin gibi biraz çaba sarfederek bunun üstesinden belki gelebiliriz. Ama öyle ya da böyle benim kafamı karıştıran bu değil. Türkiye’de yaşamış, yaşamakta olan, ve yaşayacak kişilerin özellikler kendilerini farklı bir statüde göstermek için yabancı kelimeleri, konuşmalarının arasında kullanmaları.

Sonuçta sen de belirtmişsin ki :“Sorun sadece Turk kasigiyla ozenti artiklari yemeye calismanin disinda baska birsey degil”

Yeni yıl ve kurban bayramını kutlar sevgiler sunarım.
:)

Yorum dilek 'den

Aralık 28, 2006 @ 1:59 pm

Ömürcüm,
İnsanlar seviyor (elbette ki bazıları) konuşurken araya ecnebice birşeyler sıkıştırmayı. Ne kadar bilgili, görgülü, iyi eğitimli, farklı, sıradışı,radikal, dil bilen, yurt bilen, üniversiteli, masterli, hatta doktoralı, deneyimli, kıdemli, paralı, sınıf farklı, velhasıl bir ..ok olduğunu belli ediyor (zannediyor) İngilizce konuşunca. Bu işin özü bu.

Biz yinede Türkçesi varken konuşmayalım İngilizcesini. Bilmediğimizden mi? Anlamadığımızdan mı? Cahillikten mi yoksa? Hayır Sadece Türkçesi olduğu için. Böyle bir davranış içerisine girmenin anlamsız olduğunu bildiğimiz için.
VEEE KOMİK OLMAMAK İÇİN…

Yorum sinan 'den

Aralık 30, 2006 @ 8:57 pm

bu çok önemli konuya bir kere de siz değinmişsiniz.son zamanlarda bu konu üzerine düşünenler ve avanakları uyandırmaya çalışanlar arttıkça çok seviniyorum.

Yorum samet 'den

Şubat 15, 2007 @ 1:55 am

Ben bu konuyu dile getirdiğiniz için size teşekkür ediyorum. Ortalarda Türk’Üz diye dolaşıpta,Türkçe arasında ingilizce konuşmayı iyi birşey sanan,ve bu yolla kültür olarak sömürülen insanlarımızında artık kendine gelmesini ve dilin önemini anlamasını diliyorum. sömürüldüğümüzün farkına varalım lütfennn

RSS olarak dök. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum ekleyin.

XHTML: Aşağıdaki etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>