Emine Gönül Ertanış

Bir tanem Emineme...

MetroCity - Beni Yıka

Emine - 9:35 am Pazartesi, Ocak 8, 2007

  • Memleket

Aracınızın başına gelecebilecek olaylardan müessesemiz sorumlu değildir!

Peki kim sorumludur? Bir sorumlu bulmak için başka kime para ödemeliyiz?

Bu deneyimim bir alışverişmerkezi, daha doğrusu alışveriş merkezinin otoparkı ile ilgili. Ama bunu bildiğim tüm alışveriş merkezleri ile genelleyebilirim. Son yıllarda hayatımıza giren alış veriş merkezlerini seçmemizin önemli nedenlerinden birisi de aracımızı park edebilecek bir yer bulma olanağımız. Bazıları paralı, bazıları parasız. Parasız olanlarda şimdilik, promosyon amaçlı olarak böyle olduğunu belirtiyorlar. Ama hemen hepsinde, istisnasız “otoparkımızda aracınızı başına gelebilecek olumsuz durumlardan, müessesemiz mesul değildir” anlamında bir tabela görüyoruz. Peki ama neden? Kilitli bir araca bile göz kulak olamıyorsanız, nasıl benim can güvenliğimi sağlayacaksınız? Hem de kapalı bir otoparkta. Hem de onlarca güvenlik görevlisi kostümü giymiş insanlar dururken kapının önünden. Hem de ben otoparka girerken, bagajımdan aracımın altına kadar aranırken.

Şu bir gerçekki, sokakta arabanızı park etseniz ve oradaki “deynekçi” tabir edilen mafyavari kişiye bahşişinizi bırakırsanız, aracınızın başına asla birşey gelmez. O bahşişi esirgerseniz, şimdiden geçmiş olsun. Yani isteyince güvenlik sağlanıyor. Bu arada deynekçileri ve bu düzeni onayladığım görüşüne kapılmasın sakın; her gün haraç vermek zorunda kalmamızı sağlayan büyüklerimize nasıl beddua ettiğimi ben biliyorum.

Neyse efendim, ben yazıma döneyim. Ben duvarda o yazıları görünce aklıma hep aracıma girecek hırsızlar gelirdi. Ama bilin ne oldu, daha trajiği. Bundan bir süre önce Metro City’ye alışveriş yapmak için gittim. Otopark’a inerkende dedim ki, “hazır biraz vaktim de var, aracımı yıkatayım”. Demez olaydım. Aracımı otoparkın ilk katındaki Beni Yıka‘ya bıraktım. Uzatmayayım, yaklaşık 1 saat kadar sonra döndüğümde karşılaştığım manzara sinirlerimi allak bullak etti. Aracımın lastiğini yarmışlar. Nasıl olur dedim. Dedilerki, duvarların alt tarafına yeni seramik döşemişler, aracı yıkayanlar da henüz alışamamış, geri geri gelirken o seramiklere sürttürmüşler ve yarılmış. Ama zaten ilk ben değilmişim. Çok dert etmeye gerek yokmuş, zaten stepne ile değiştirmişler. Yarık lastiği de yıkayıp bagaja koymuşlar.

“Eee, nolcak şimdi?” dedim. Ve o an ortalık boşaldı. Biraz uğraştım bir yetkili bulmak için. Buldum da. Yapacak birşey yok ama isterseniz aracı yıkayandan talep edersiniz dedi. İyi de ben servisin ücretini şirkete ödüyorum. Çalışanla neden ben muhatap olayım? Eğer öyle oluyorsa, ben de çalışana size ödediğim paranın yarısını verirsem o aracı yıkatırım zaten. Sonra da akıl verdiler, “çıkışta solda bi lastikçi var, yarım saatte halleder, en fazla da 15 milyon tutar”. E o zaman neden yaptırmadınız ben gelene kadar? Cevap tabi ki yok.

Neyse bağırdım, çağırdım ve elde patlak bi lastikle alış veriş merkezini terk ettim. Bunu alış veriş merkezine söylemelimiydim sizce? Ne farkeder ki? Sonuçta otoparkta aracımın başına gelebilecek olaylardan müesseseleri sorumlu değil.

Not: Yıkamacı firmaya dedim ki “hasarımın karşılığını istiyorum. Lastik alıcam, parasını da sizden alıcam.” Dediler ki, “yeni lastik parası ödemeyiz, ama 15 YTL’yi veririz, siz yaptırıp gelin”. Eksik olsunlar!

Alper Akcan

Kaynak: www.deneyimler.net

Yorum yok »

Yorum yazılmamış.

RSS olarak dök. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum ekleyin.

XHTML: Aşağıdaki etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <code> <em> <i> <strike> <strong>