<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.0.4" -->
<rss version="2.0" 
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Emine Gönül Ertanış</title>
	<link>http://www.eminegonul.com</link>
	<description>Emine Gönül Ertanış'ın Kişisel Web Sayfası</description>
	<pubDate>Thu, 27 Nov 2008 19:42:15 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.0.4</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Son damlaya kadar yemeliyim..</title>
		<link>http://www.eminegonul.com/2008/05/15/son-damlaya-kadar-yemeliyim/</link>
		<comments>http://www.eminegonul.com/2008/05/15/son-damlaya-kadar-yemeliyim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 May 2008 07:07:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömür</dc:creator>
		
	<category>Buluşlar</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eminegonul.com/2008/05/15/son-damlaya-kadar-yemeliyim/</guid>
		<description><![CDATA[<p>Kavanozdaki balı son damlasına kadar yemek istemişimdir hep. Ya da çilek reçeli mesela. Her seferinde de türlü çeşit kaşık denememe rağmen hep kavanozun dibinde kalmıştır. İşte bu basit ama akıllıca tasarım ile bu işi çözmüşler. Artık tek damla ziyan yok :)</p>
<p><img src="http://www.eminegonul.com/image_pool/easy_pb.jpg" /><br /><img src="http://www.eminegonul.com/image_pool/easy_pb2.jpg" /><br /><img src="http://www.eminegonul.com/image_pool/easy_pb3.jpg" />
</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kavanozdaki balı son damlasına kadar yemek istemişimdir hep. Ya da çilek reçeli mesela. Her seferinde de türlü çeşit kaşık denememe rağmen hep kavanozun dibinde kalmıştır. İşte bu basit ama akıllıca tasarım ile bu işi çözmüşler. Artık tek damla ziyan yok :)</p>
<p><img src="http://www.eminegonul.com/image_pool/easy_pb.jpg" /><br /><img src="http://www.eminegonul.com/image_pool/easy_pb2.jpg" /><br /><img src="http://www.eminegonul.com/image_pool/easy_pb3.jpg" />
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.eminegonul.com/2008/05/15/son-damlaya-kadar-yemeliyim/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>İşte Geldim Aranızdayım</title>
		<link>http://www.eminegonul.com/2008/01/05/iste-geldim-aranizdayim/</link>
		<comments>http://www.eminegonul.com/2008/01/05/iste-geldim-aranizdayim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jan 2008 09:37:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömür</dc:creator>
		
	<category>Ailemizden Haberler</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eminegonul.com/2008/01/05/iste-geldim-aranizdayim/</guid>
		<description><![CDATA[<p><img id="image214"  alt="İnci Pilot Okulunda" src="http://www.eminegonul.com/image_pool/incigul.jpg" align="center" /></p>
<p>Of çok yoğunum. Size merhaba bile diyemedim. Pilotluk eğitiminden yeni döndüm de arada internete girip bi merhaba diyeyim dedim.<br />
Herkesin yeni yılını kutlarım.</p>
<p>Türkiyenin en genç bayan pilotu<br />
İnci YAVUZ<br />
:)
</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img id="image214"  alt="İnci Pilot Okulunda" src="http://www.eminegonul.com/image_pool/incigul.jpg" align="center" /></p>
<p>Of çok yoğunum. Size merhaba bile diyemedim. Pilotluk eğitiminden yeni döndüm de arada internete girip bi merhaba diyeyim dedim.<br />
Herkesin yeni yılını kutlarım.</p>
<p>Türkiyenin en genç bayan pilotu<br />
İnci YAVUZ<br />
:)
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.eminegonul.com/2008/01/05/iste-geldim-aranizdayim/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Cem Yılmaz ve TTelekom Reklamları</title>
		<link>http://www.eminegonul.com/2007/12/31/cem-yilmaz-ve-ttelekom-reklamlari/</link>
		<comments>http://www.eminegonul.com/2007/12/31/cem-yilmaz-ve-ttelekom-reklamlari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2007 12:50:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömür</dc:creator>
		
	<category>Memleket</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eminegonul.com/2007/12/31/cem-yilmaz-ve-ttelekom-reklamlari/</guid>
		<description><![CDATA[<p><img src="http://www.eminegonul.com/image_pool/ttelekom_cy.jpg" alt="Telekom Cem Yılmaz" align="left" hspace="5" />Cem Yılmaz&#8217;ı çok seven ve kahkahalarla gülen birisi olmama rağmen TTelekom reklamlarında nedense kusacak gibi oluyorum. Daha önce hiç böyle bir şey olmamıştı. Diğer reklam kampanyaları daha sempatik, daha bizden, daha sıcak daha bir başkaydı. Ne olduğunu bilmiyorum ama bir türlü ısınamadım. Belki de sorun sadece TTelekom&#8217;dur  ama kanal değiştirmeden yapamıyorum. Sizce de öyle değil mi?
</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.eminegonul.com/image_pool/ttelekom_cy.jpg" alt="Telekom Cem Yılmaz" align="left" hspace="5" />Cem Yılmaz&#8217;ı çok seven ve kahkahalarla gülen birisi olmama rağmen TTelekom reklamlarında nedense kusacak gibi oluyorum. Daha önce hiç böyle bir şey olmamıştı. Diğer reklam kampanyaları daha sempatik, daha bizden, daha sıcak daha bir başkaydı. Ne olduğunu bilmiyorum ama bir türlü ısınamadım. Belki de sorun sadece TTelekom&#8217;dur  ama kanal değiştirmeden yapamıyorum. Sizce de öyle değil mi?
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.eminegonul.com/2007/12/31/cem-yilmaz-ve-ttelekom-reklamlari/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Ratatouille (ra-ta-tuy)</title>
		<link>http://www.eminegonul.com/2007/12/31/ratatouille-ra-ta-tuy/</link>
		<comments>http://www.eminegonul.com/2007/12/31/ratatouille-ra-ta-tuy/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2007 12:38:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömür</dc:creator>
		
	<category>Sinema</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eminegonul.com/2007/12/31/ratatouille-ra-ta-tuy/</guid>
		<description><![CDATA[<p><img src="http://www.eminegonul.com/image_pool/ratatouille.jpg" align="left" hspace="5" />Hafta sonu yine çok güzel bir animasyon film izledik. Bir aşçılık filmi ve karakterimiz bir fare ! Evet fare ama filmi Pixar yapınca yapıyor.Çok güzel olmuş. Hikaye ise kısaca şöyle, faremiz Remy yaşadığı evin mutfağında yaptığı çalışmalar sırasında ev sahibine yakalanır. Ev sahibi ile aralarındaki kovalamaca sırasında diğer fareler de ev sahibine yakalanınca ma aile kaçmak zorunda kalırlar ve bu kaçış sırasında Remy ailesinin izini kaybeder. Ancak şans eseri düştüğü yer, artık yaşamayan ünlü Fransız aşçı Auguste Gusteau’nun restoranının altıdır. Aşçı olma tutkusuyla yanıp tutuşan küçük Remy tam<br />
idealindeki yere düşmüştür ancak ne yapacağını da bilememektedir. Bir tarafta çok sevdiği ailesi bir tarafta aşçılık ve bir tarafta da insanların ön yargısı bulunmaktadır.</p>
<p>Animasyonlar her zamanki gibi çok güzel olmuş. Seslendirme de iyi. Özellikle Fransız aksanı anladığımızdan değil ama&nbsp; çok hoş seslendirilmiş. </p>
<p>8/10</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.eminegonul.com/image_pool/ratatouille.jpg" align="left" hspace="5" />Hafta sonu yine çok güzel bir animasyon film izledik. Bir aşçılık filmi ve karakterimiz bir fare ! Evet fare ama filmi Pixar yapınca yapıyor.Çok güzel olmuş. Hikaye ise kısaca şöyle, faremiz Remy yaşadığı evin mutfağında yaptığı çalışmalar sırasında ev sahibine yakalanır. Ev sahibi ile aralarındaki kovalamaca sırasında diğer fareler de ev sahibine yakalanınca ma aile kaçmak zorunda kalırlar ve bu kaçış sırasında Remy ailesinin izini kaybeder. Ancak şans eseri düştüğü yer, artık yaşamayan ünlü Fransız aşçı Auguste Gusteau’nun restoranının altıdır. Aşçı olma tutkusuyla yanıp tutuşan küçük Remy tam<br />
idealindeki yere düşmüştür ancak ne yapacağını da bilememektedir. Bir tarafta çok sevdiği ailesi bir tarafta aşçılık ve bir tarafta da insanların ön yargısı bulunmaktadır.</p>
<p>Animasyonlar her zamanki gibi çok güzel olmuş. Seslendirme de iyi. Özellikle Fransız aksanı anladığımızdan değil ama&nbsp; çok hoş seslendirilmiş. </p>
<p>8/10</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.eminegonul.com/2007/12/31/ratatouille-ra-ta-tuy/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Sizi tanıyan bilgisayar</title>
		<link>http://www.eminegonul.com/2007/12/10/sizi-taniyan-bilgisayar/</link>
		<comments>http://www.eminegonul.com/2007/12/10/sizi-taniyan-bilgisayar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Dec 2007 12:54:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömür</dc:creator>
		
	<category>Buluşlar</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eminegonul.com/2007/12/10/sizi-taniyan-bilgisayar/</guid>
		<description><![CDATA[<p><img src="http://www.eminegonul.com/image_pool/banana_security.jpg" alt="Sizi tanıyan bilgisayar" align="left" hspace="5" />Eğer kalabalık bir ofiste çalışıyorsanız veya kişisel&nbsp; bilgisayarınızı yurt gibi ortak bir alanda kullanıyorsanız bilgisayarınızı kilitleyip açmaktan sıkılmış olabilirsiniz. Ancak artık sizi tanıyan bir bilgisayarınız olabilir.</p>
<p>Sizi tanıyan bir bilgisayar için iki ihtiyacınız var belki de bir. Birincisi bir web kameraya ihtiyacınız var. İkinci olarak da ücretsiz olarak kullanabileceğiniz <a href="http://www.bananasecurity.com/" target="_blank">Banana Security</a> yazılımına. Bu yazılım yüzünüzü web kamera yardımıyla tanıyor ve bilgisayarın başından ayrıldığınızda sistemi kendiliğinden kitliyor. Siz tekrar bilgisayarınızın başına döndüğünüzde ise sizi tanıyarak kilidi kaldırıyor. Harika değil mi :)
</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.eminegonul.com/image_pool/banana_security.jpg" alt="Sizi tanıyan bilgisayar" align="left" hspace="5" />Eğer kalabalık bir ofiste çalışıyorsanız veya kişisel&nbsp; bilgisayarınızı yurt gibi ortak bir alanda kullanıyorsanız bilgisayarınızı kilitleyip açmaktan sıkılmış olabilirsiniz. Ancak artık sizi tanıyan bir bilgisayarınız olabilir.</p>
<p>Sizi tanıyan bir bilgisayar için iki ihtiyacınız var belki de bir. Birincisi bir web kameraya ihtiyacınız var. İkinci olarak da ücretsiz olarak kullanabileceğiniz <a href="http://www.bananasecurity.com/" target="_blank">Banana Security</a> yazılımına. Bu yazılım yüzünüzü web kamera yardımıyla tanıyor ve bilgisayarın başından ayrıldığınızda sistemi kendiliğinden kitliyor. Siz tekrar bilgisayarınızın başına döndüğünüzde ise sizi tanıyarak kilidi kaldırıyor. Harika değil mi :)
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.eminegonul.com/2007/12/10/sizi-taniyan-bilgisayar/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Milli takıma başarılar, stad spikerine..</title>
		<link>http://www.eminegonul.com/2007/11/22/milli-takima-basarilar-stad-spikerine/</link>
		<comments>http://www.eminegonul.com/2007/11/22/milli-takima-basarilar-stad-spikerine/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Nov 2007 11:05:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömür</dc:creator>
		
	<category>Spor</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eminegonul.com/2007/11/22/milli-takima-basarilar-stad-spikerine/</guid>
		<description><![CDATA[<p>Dün akşam oynanan Türkiye-Bosna Hersek maçı sonrasında A milli futbol takımımız Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine katılmaya hak kazandı. Bosna - Hersek&#8217;i Nihat&#8217;ın attığı golle 1-0 geçmeyi başardık. Hepsine tebrikler&#8230;</p>
<p>Maçı seyrettiniz mi bilmiyorum ama stad mikrofonundan seslenen arkadaş çıldırttı. Büyük ihtimalle hiç maç seyretmediği ya da tezahürat yapmadığı belli olan bu abimiz kendine has iğrenç makamıyla &#8220;Milli takım oley Milli takım oley&#8221; şeklinde taraftarı gaza getirmeye çalıştı. Bence daha çok zararı oldu ama&#8230;. İşte abimizin yaptıkları yorumsuz.. :)</p>
<p>Dakika 70: &#8220;Hadi bağırın arkadaşlar, son 20 dakika&#8230; Lütfen!!! Hadi susmayın. Yalnız bırakmayın takımımızı&#8230;&#8221; Dakika 71: &#8220;Avrupa Şampiyonasına çok az kaldı&#8230; Hadi durmayalım!&#8221; Dakika 75: &#8220;Hadi Milli Takımımızı destekleyelim. Lütfen! Lütfen!&#8221; Dakika 77: &#8220;Kırmızı-beyaz en büyük Türkiye&#8230; Bütün stat söylüyoruz, susmak yok arkadaşlar&#8230; Arkadaşlar lütfen!!!&#8221; Dakika 78: &#8220;Kırmızı, beyaz en büyük&#8230; Hadi arkadaşlar&#8230;&#8221; Dakika 81: &#8220;Milli Takım oley&#8230; Milli takım oley&#8230; Milli Takım oleeyyyy&#8230; Hadi arkadaşlar lütfen!&#8221; Dakika 82: &#8220;Arkadaşlar bırakın izlemeyi lütfen! Hadi başlayın&#8230; Milli Takım oleeeyyy&#8230;. Oooo&#8230; Oooo&#8230; Milli Takım oley&#8221; - Dakika 85: &#8220;Arkadaşlar!!! Arkadaşlar!!! Son 5 dakika, Milli Takım için hadi&#8230;&#8221; Dakika 86: &#8220;Böyle olmuyor ama lütfen!!! Haydi dağ başını duman almış&#8230; Hadi hep beraber&#8230; Dağ başını duman almış arkadaşlar!!!&#8221; Dakika 87: &#8220;Son 2 dakika&#8230;Susmayalım arkadaşlar! Hadi bütün stat ayağa&#8230; Bütün bayraklar havaya&#8230;&#8221; Dakika 89: &#8220;Hadi arkadaşlar bütün stat&#8230; Oleyyy&#8230;&#8221; Dakika 90: &#8220;Hadi arkadaşlar lütfeen!!!&#8221; Dakika 91: &#8220;Oley oley&#8230; Şampiyon Türkiye&#8230; Sonuna geldik arkadaşlar hadi&#8230; &#8221; Dakika 93: &#8220;Susmayın arkadaşlar bitiyor&#8230;&#8221; 
</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün akşam oynanan Türkiye-Bosna Hersek maçı sonrasında A milli futbol takımımız Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine katılmaya hak kazandı. Bosna - Hersek&#8217;i Nihat&#8217;ın attığı golle 1-0 geçmeyi başardık. Hepsine tebrikler&#8230;</p>
<p>Maçı seyrettiniz mi bilmiyorum ama stad mikrofonundan seslenen arkadaş çıldırttı. Büyük ihtimalle hiç maç seyretmediği ya da tezahürat yapmadığı belli olan bu abimiz kendine has iğrenç makamıyla &#8220;Milli takım oley Milli takım oley&#8221; şeklinde taraftarı gaza getirmeye çalıştı. Bence daha çok zararı oldu ama&#8230;. İşte abimizin yaptıkları yorumsuz.. :)</p>
<p>Dakika 70: &#8220;Hadi bağırın arkadaşlar, son 20 dakika&#8230; Lütfen!!! Hadi susmayın. Yalnız bırakmayın takımımızı&#8230;&#8221; Dakika 71: &#8220;Avrupa Şampiyonasına çok az kaldı&#8230; Hadi durmayalım!&#8221; Dakika 75: &#8220;Hadi Milli Takımımızı destekleyelim. Lütfen! Lütfen!&#8221; Dakika 77: &#8220;Kırmızı-beyaz en büyük Türkiye&#8230; Bütün stat söylüyoruz, susmak yok arkadaşlar&#8230; Arkadaşlar lütfen!!!&#8221; Dakika 78: &#8220;Kırmızı, beyaz en büyük&#8230; Hadi arkadaşlar&#8230;&#8221; Dakika 81: &#8220;Milli Takım oley&#8230; Milli takım oley&#8230; Milli Takım oleeyyyy&#8230; Hadi arkadaşlar lütfen!&#8221; Dakika 82: &#8220;Arkadaşlar bırakın izlemeyi lütfen! Hadi başlayın&#8230; Milli Takım oleeeyyy&#8230;. Oooo&#8230; Oooo&#8230; Milli Takım oley&#8221; - Dakika 85: &#8220;Arkadaşlar!!! Arkadaşlar!!! Son 5 dakika, Milli Takım için hadi&#8230;&#8221; Dakika 86: &#8220;Böyle olmuyor ama lütfen!!! Haydi dağ başını duman almış&#8230; Hadi hep beraber&#8230; Dağ başını duman almış arkadaşlar!!!&#8221; Dakika 87: &#8220;Son 2 dakika&#8230;Susmayalım arkadaşlar! Hadi bütün stat ayağa&#8230; Bütün bayraklar havaya&#8230;&#8221; Dakika 89: &#8220;Hadi arkadaşlar bütün stat&#8230; Oleyyy&#8230;&#8221; Dakika 90: &#8220;Hadi arkadaşlar lütfeen!!!&#8221; Dakika 91: &#8220;Oley oley&#8230; Şampiyon Türkiye&#8230; Sonuna geldik arkadaşlar hadi&#8230; &#8221; Dakika 93: &#8220;Susmayın arkadaşlar bitiyor&#8230;&#8221; 
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.eminegonul.com/2007/11/22/milli-takima-basarilar-stad-spikerine/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Bilişimci İmam Vuazı</title>
		<link>http://www.eminegonul.com/2007/11/21/bilisimci-imam-vuazi/</link>
		<comments>http://www.eminegonul.com/2007/11/21/bilisimci-imam-vuazi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Nov 2007 11:05:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömür</dc:creator>
		
	<category>Komik</category>
	<category>Kıssadan Hisse</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eminegonul.com/2007/11/21/bilisimci-imam-vuazi/</guid>
		<description><![CDATA[<p>Bu kainatın öyle bir donanımcısı vardır ki, bütün mevcudatı ve içinde<br />
yeryüzünü “create” etmiş, güneşi bir “power source”, ayı bir “system clock”<br />
yapmış.</p>
<p>O power source’dir ki kesintiye uğramaz ve o sistem clock’tur ki şaşmaz ve<br />
şaşırmaz, o donanımcının ilminin ve sanatının nihayetsizliğini gösterir. Bu zat<br />
aynı zamanda öyle yüce bir programcıdır ki, şu muazzam dünya üzerinde çalışacak<br />
şekilde koca hayat programını yazmış, yüz binlerce yıldan fazladır, error<br />
verdirmeden, crash ettirmeden çalıştırıyor.</p>
<p>Eğer onun ne kadar iyi bir programcı olduğunu da anlamak istersen, önce<br />
kendine bak. Gözünle göremediğin küçücük bir hücrene bütün kodunu ’save’ etmiş<br />
ve yine o küçücük hücrende ‘execute’ ettiriyor.</p>
<p>Madem ki DNA ‘nın bir program olduğu apaçıktır, ve bir program programcısız<br />
olamaz, demek ki senin programcılığın o büyük zatın programcılığına ancak bir<br />
ayna hükmündedir.</p>
<p>Yine senin bütün hücrelerinden oluşturduğu network’ün içinde hadsiz<br />
protokollerle o hücreleri konuşturduğu gibi, madem ki senin de diğer insanlarla<br />
türlü dillerde ve protokollerde konuşabilmen için gerekli donanımı yanına<br />
vermiştir, öylece de gördürüyor, konuşturuyor ve dinletiyor; ve madem ki sen<br />
etrafındaki bütün cisimlerden haber alasın diye , ses gibi türlü medyayı<br />
hazırlamış kullandırıyor, ve sen bunları keşfeder, kullanır fakat bir yenisini<br />
ekleyemezsin; o halde öyle büyük bir network uzmanı zıt vardır ki senin her<br />
türlü ihtiyacını bilir, ona göre teçhizatını verir.</p>
<p>Senin network’çülüğün, ancak onun sonsuz ilminden sana verdiği bir küçük<br />
parça ve bir büyük nimettir. Arkadaş, aldanma! şu güzel dünya hayatı programı<br />
bir “limited trial” version’dur, görüyorsun ki elde ettiğin malı mülkü hiç bir<br />
surette ’save’ edemiyorsun.</p>
<p>Öyle ise, bu kainat yazılımını yazanı tanı. Hem hiç mümkün müdür ki bir<br />
programcı bu kadar güzel bir program yapsın ve yaptığı programda “about” kısmını<br />
koyup kendini tanıttırmasın. İyle ise bu kainatın en büyük donanımcısı,<br />
programcısı, network’çüsü ve sistem administrator’ü olan zatın her yere işlediği<br />
“about” kısımlarını gör, oğren, full versiyonunu kazanmak için çalış. Unutma ki<br />
hiç bir hareketin atlanmadan çok dikkatli log’lar tutuluyor.</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu kainatın öyle bir donanımcısı vardır ki, bütün mevcudatı ve içinde<br />
yeryüzünü “create” etmiş, güneşi bir “power source”, ayı bir “system clock”<br />
yapmış.</p>
<p>O power source’dir ki kesintiye uğramaz ve o sistem clock’tur ki şaşmaz ve<br />
şaşırmaz, o donanımcının ilminin ve sanatının nihayetsizliğini gösterir. Bu zat<br />
aynı zamanda öyle yüce bir programcıdır ki, şu muazzam dünya üzerinde çalışacak<br />
şekilde koca hayat programını yazmış, yüz binlerce yıldan fazladır, error<br />
verdirmeden, crash ettirmeden çalıştırıyor.</p>
<p>Eğer onun ne kadar iyi bir programcı olduğunu da anlamak istersen, önce<br />
kendine bak. Gözünle göremediğin küçücük bir hücrene bütün kodunu ’save’ etmiş<br />
ve yine o küçücük hücrende ‘execute’ ettiriyor.</p>
<p>Madem ki DNA ‘nın bir program olduğu apaçıktır, ve bir program programcısız<br />
olamaz, demek ki senin programcılığın o büyük zatın programcılığına ancak bir<br />
ayna hükmündedir.</p>
<p>Yine senin bütün hücrelerinden oluşturduğu network’ün içinde hadsiz<br />
protokollerle o hücreleri konuşturduğu gibi, madem ki senin de diğer insanlarla<br />
türlü dillerde ve protokollerde konuşabilmen için gerekli donanımı yanına<br />
vermiştir, öylece de gördürüyor, konuşturuyor ve dinletiyor; ve madem ki sen<br />
etrafındaki bütün cisimlerden haber alasın diye , ses gibi türlü medyayı<br />
hazırlamış kullandırıyor, ve sen bunları keşfeder, kullanır fakat bir yenisini<br />
ekleyemezsin; o halde öyle büyük bir network uzmanı zıt vardır ki senin her<br />
türlü ihtiyacını bilir, ona göre teçhizatını verir.</p>
<p>Senin network’çülüğün, ancak onun sonsuz ilminden sana verdiği bir küçük<br />
parça ve bir büyük nimettir. Arkadaş, aldanma! şu güzel dünya hayatı programı<br />
bir “limited trial” version’dur, görüyorsun ki elde ettiğin malı mülkü hiç bir<br />
surette ’save’ edemiyorsun.</p>
<p>Öyle ise, bu kainat yazılımını yazanı tanı. Hem hiç mümkün müdür ki bir<br />
programcı bu kadar güzel bir program yapsın ve yaptığı programda “about” kısmını<br />
koyup kendini tanıttırmasın. İyle ise bu kainatın en büyük donanımcısı,<br />
programcısı, network’çüsü ve sistem administrator’ü olan zatın her yere işlediği<br />
“about” kısımlarını gör, oğren, full versiyonunu kazanmak için çalış. Unutma ki<br />
hiç bir hareketin atlanmadan çok dikkatli log’lar tutuluyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.eminegonul.com/2007/11/21/bilisimci-imam-vuazi/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Hata nerede?</title>
		<link>http://www.eminegonul.com/2007/11/20/hata-nerede/</link>
		<comments>http://www.eminegonul.com/2007/11/20/hata-nerede/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Nov 2007 13:30:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömür</dc:creator>
		
	<category>Günlük</category>
	<category>Komik</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eminegonul.com/2007/11/20/hata-nerede/</guid>
		<description><![CDATA[<p>X = Y &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;olsun&nbsp; <br />X² = X.Y&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..eşitliğin her iki tarafını &#8216;X&#8217; ile çarptık.&nbsp; <br />X² - Y² = XY - Y²&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;her iki taraftan &#8216;Y²&#8217; çıkardık.&nbsp; <br />(X + Y).(X - Y) = Y.( X-Y )&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;sol tarafı çarpanlara ayırdık, sağ tarafı &#8216;Y&#8217; parantezine aldık.&nbsp; <br />( X + Y ) = Y&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.( X - Y )&#8217;ler sadeleşti.&nbsp; <br />X + X = X&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;X = Y olduğundan,&nbsp; <br />2.X = X&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.&#8217;X&#8217; leri topladık.&nbsp; <br />2 = 1 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8217;X&#8217; ler sadeleşti.&nbsp; <br />3 + 2 = 1 + 3&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;her iki tarafa &#8216;3&#8242; ilâve ettik.&nbsp; <br />5 = 4&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..buradan,&nbsp; <br />5 = 2 + 2&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; hata nerede?</p>
<p>? 
</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>X = Y &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;olsun&nbsp; <br />X² = X.Y&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..eşitliğin her iki tarafını &#8216;X&#8217; ile çarptık.&nbsp; <br />X² - Y² = XY - Y²&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;her iki taraftan &#8216;Y²&#8217; çıkardık.&nbsp; <br />(X + Y).(X - Y) = Y.( X-Y )&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;sol tarafı çarpanlara ayırdık, sağ tarafı &#8216;Y&#8217; parantezine aldık.&nbsp; <br />( X + Y ) = Y&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.( X - Y )&#8217;ler sadeleşti.&nbsp; <br />X + X = X&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;X = Y olduğundan,&nbsp; <br />2.X = X&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.&#8217;X&#8217; leri topladık.&nbsp; <br />2 = 1 &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8217;X&#8217; ler sadeleşti.&nbsp; <br />3 + 2 = 1 + 3&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;her iki tarafa &#8216;3&#8242; ilâve ettik.&nbsp; <br />5 = 4&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;..buradan,&nbsp; <br />5 = 2 + 2&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; hata nerede?</p>
<p>? 
</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.eminegonul.com/2007/11/20/hata-nerede/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Çok Yoğunlara Can Dündar&#8217;dan Yorumlar</title>
		<link>http://www.eminegonul.com/2007/11/09/cok-yogunlara-can-dundardan-yorumlar/</link>
		<comments>http://www.eminegonul.com/2007/11/09/cok-yogunlara-can-dundardan-yorumlar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Nov 2007 07:41:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömür</dc:creator>
		
	<category>Kıssadan Hisse</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eminegonul.com/2007/11/09/cok-yogunlara-can-dundardan-yorumlar/</guid>
		<description><![CDATA[<p>“İşlerim çok. Başka hiçbir şeye bakamıyorum.” </p>
<p>Bu lafı bir kişiden daha duyarsam, büyük ihtimalle katil olacağım.<br />Mailime iki satır bile cevap yazmayanlar &#8216;çok yoğun&#8217;; bir şey anlatmak için söz verip haftalarca sesi çıkmayanlar &#8216;çok yoğun&#8217;; benden başka herkes ama herkes çok yoğun. </p>
<p>&#8216;Aaa tabii; onun için konuşmak kolay.&nbsp; Evde oturup yazıyor sadece. Çalışmaktan haberi yok.&#8217;</p>
<p>İstesem ben de &#8216;çok yoğun&#8217; olabilirim.&nbsp; &#8216;Bugün şunu yetiştirmem lazım; yarın şuraya gidip yazı konusu bulmam lazım, birkaç ay içinde romanımı bitirme planım var, sarkmaması lazım, o lazım, bu lazım&#8230;&#8217; </p>
<p>Hayatı boşvermek istedikten sonra &#8216;yoğun&#8217; olmaktan kolay mazeret yok ki.</p>
<p>Hatta sadece yemek pişirip, alışverişe çıkıp, dizi izleyip yaşayarak da &#8216;yoğun&#8217; olabilirsiniz. </p>
<p>&#8216;Sinemaya gidemem ki, bugün temizlik yapacağım.&#8217;&nbsp; E yapma.</p>
<p>&#8216;Ay seni arayacaktım, hep aklımdasın ama işlerden başımı kaldıramıyorum ki&#8230;&#8217;</p>
<p>Kâinatın en saçma ve zekâ özürlü mazereti.&nbsp; Yani &#8216;kafama uçan daire düştü, hastanedeydim&#8217; deseniz daha inandırıcı olur. </p>
<p>Normalde hiç kimse hayatının 24 saatini çalışarak geçirmez.&nbsp; En azından yemek yemek, uyumak ve tuvalete gitmek için ara vermeniz gerekir.&nbsp; Ve bu aralarda sevdiğiniz insanlarla en azından telefonda konuşabilirsiniz, değil mi? </p>
<p>Ben bir insana vakit ayırmamanın mazereti olarak &#8216;çok çalışıyorum&#8217;u kesinlikle kabul etmiyorum.&nbsp; </p>
<p>Eğer biriyle aylarca görüşmüyor ve &#8216;işlerim var, ondan&#8217; diyorsanız, bunun iki anlamı vardır: </p>
<p>a) Ben aynı anda iki işi yapamam.&nbsp; Doğal olarak çalışırken araya kimseyi katamam.&nbsp; </p>
<p>&nbsp;&nbsp; Merdiven çıkarken çiklet de çiğneyemem.&nbsp; Hayatım allak bullaktır.</p>
<p>&nbsp;&nbsp; Zaman nasıl değerlendirilir bilmiyorum. </p>
<p>b) Seninle görüşmek istemiyorum.</p>
<p>c) Ciddi anlamda işlerim yüzünden görüşemediğimizi sanıyorum.&nbsp; Bu mazerete gerçekten inanmışım.&nbsp; Kimi kandırıyorum ki?</p>
<p>&nbsp;&nbsp; (Son şıkkı kabul edecek babayiğit pek bulunmaz.) Ve hiç kimse beni birinci şıkka inandıramaz.&nbsp;&nbsp; </p>
<p>&nbsp;&nbsp; Çünkü biriyle görüşmek isterseniz, mutlaka vakit ayırırsınız.</p>
<p>Bu aralar üst üste birkaç kişiyle bu &#8216;çok çalışıyorum da; başka bir şeye bakamıyorum&#8217; muhabbetini yaşadım; konuya o yüzden taktım.&nbsp; Bir insandan örnek vereceğim.&nbsp; Şu an için kendimi örnek veremem çünkü &#8216;evde çalışan yazar&#8217; olduğum için kimsenin beni iş konusunda ciddiye aldığı yok.&nbsp; Neyse canım, bana ne?&nbsp; Ben yazıyor muyum?&nbsp; Yazıyorum.&nbsp; Paramı alıyor muyum?&nbsp; Alıyorum. </p>
<p>Gerisi beni hiç ilgilendirmiyor.&nbsp; Ama şunu da belirtmem gerek.&nbsp; Öğrencilik hayatım boyunca hiçbir zaman derslerin, sınavların, çalışmaların, zevklerimin önüne geçmesine izin vermedim.&nbsp; Benim için okul her zaman ikinci plandaydı. </p>
<p>Eğer çok sevdiğim bir film oynuyorsa, yarınki sınava çalışmayı birkaç saat sonrasına erteledim ve filmi izledim; canım ertesi günü ödev yetiştirmeye oturmadan önce gezmek istediyse çıkıp gezdim; ders çalışmayı planladığım gece bir arkadaşım &#8216;haydi sinemaya gidelim&#8217; dediyse herşeyi olduğu gibi bırakıp sinemaya gittim.&nbsp; Çünkü benim için &#8217;sevdiğim insanlar&#8217; ve &#8216;kendime vakit ayırdığım hayatım&#8217; herşeyden önemliydi.</p>
<p>Hayatımda hiç kimseyi &#8216;çalışmam gerek&#8217; diye geri çevirmedim. </p>
<p>Bir arkadaşa &#8216;hayır, eve gideceğim&#8217; dediysem, bu o anda eve gitmek istememden başka bir sebebe asla dayanmadı.&nbsp; </p>
<p>En önemli işin başında da olsam, bir dostum &#8217;seninle konuşmaya ihtiyacım var&#8217; <br />dediğinde ben tüm işleri bırakırım.&nbsp; </p>
<p>Çünkü hiçbir şey, çevrenizdeki sevgi ve sahip olduğunuz yüreklerden daha önemli olamaz.&nbsp; Hayat kısacık, acayip bir şey.<br />Hırslarla, kıskançlıklarla ve eşek gibi çalışmakla bitirilemeyecek kadar da değerli. Elbette boş boş oturun demiyorum.&nbsp;&nbsp; </p>
<p>Çünkü hayat aynı şekilde, boş boş oturulmayacak kadar da değerli.&nbsp; Ama iş dediğiniz şey, sevdiklerinizle, kendinizle, hobilerinizle geçireceğiniz zamanın tamamını çalıyorsa, inanın bunda büyük bir terslik vardır.&nbsp; Kendini çalışmaya ciddi bir biçimde adayan ve sevdiklerine zaman ayıramayacak kadar işlerine gömülmeyi kendi özgür iradesiyle seçen kişiler de var tabii.&nbsp; Ben böylelerinin asla evlenmemesi gerektiğini düşünüyorum.&nbsp; Ve bu, kesinlikle tahammül edebileceğim bir kişilik tarzı değil. </p>
<p>Neyse, geçeyim örnek kişime: Ben ortaokul hayatım boyunca Soma&#8217;da yaşadım. </p>
<p>(Oradaki hayatım da alemdi aslında.&nbsp; Bir ara onu da yazayım&#8230;)<br />Anlatacağım kişi, bir arkadaşımın babası.&nbsp; (Ailecek de görüşüyorduk; aynı apartmandaydık.) </p>
<p>Adam her sabah en geç altıda işe gitmek zorundaydı. (Mühendisti galiba.&nbsp; Maden ocaklarına çıkıp oradaki işleri yürütüyordu.)<br />Yani haftanın beş günü, ciddi anlamda &#8217;sabahın körü&#8217;diyebileceğiniz bir saatte işinin başında olmalıydı.&nbsp; Bu durumda erkenden yattığını ve hafta içi başka hiçbir şeye vakit ayıramadığını düşünürsünüz, değil mi?&nbsp; </p>
<p>En azından benim hayatımdaki &#8216;yoğun insanlar&#8217; için bu çalışma tarzı </p>
<p>&#8216;işe git, eve gel, yemek ye, uyu, işe git, eve gel, yemek ye, uyu&#8217; düzenini gerektiriyor.<br />Ve hafta sonları da &#8216;hafta içinin yorgunluğunu bir türlü atamıyorum&#8217; diye evde yatarak geçirilirdi.&nbsp; Aşırı yoğun çalışma temposu yüzünden bunlara laf da söylenmezdi.&nbsp; Çünkü &#8216;çok çalışıyorum, görmüyor musun?&#8217; demeleriyle, her türlü tartışma anında biterdi.&nbsp; Peki arkadaşımın babası böyle mi yaşıyordu? </p>
<p>Büyük harflerle cevap veriyorum:</p>
<p>HAYIR, ASLA&#8230;&nbsp; </p>
<p>Akşam eve döndüğünde sosyal hayatı başlardı.&nbsp; Yemek bazen evde, bazen bizim de dahil olduğumuz dost topluluğuyla beraber dışarıda yenirdi. Sonra mutlaka birinin evinde toplanılır; eğlence gırla giderdi. </p>
<p>Bu adam işinin dışındaki tüm vaktini sevdikleriyle geçirir ve karısına asla yalnızlık hissettirmezdi.&nbsp; </p>
<p>Hemen hemen her hafta sonu mutlaka ya Dikili&#8217;ye ya da Aliağa&#8217;ya yemeğe giderdik.&nbsp; Asıl çarpıcı örneğimi daha vermedim. <br />Haftanın her günü sabah altıda işte olan ve akşam hava kararınca eve gelen bu adam, (bazen cumartesileri de çalışıyordu galiba)</p>
<p>evlilik yıldönümünde karısını Soma&#8217;ya iki saat uzaklıkta olan İzmir&#8217;e götürdü.&nbsp; Hayır, hafta sonu değil. BÜTÜN GÜN çalıştığı bir günün akşamında eğlenmek için gittiler ve gece yarısını geçe döndüler.&nbsp; Ertesi gün de bu adam tekrar sabahın köründe işine gitti!!! </p>
<p>Hiç kimse bana hiçbir şey için &#8216;çok meşgulüm, çok yoğunum, vaktim yok da ondan&#8217; gibi bir mazeret sunmasın.&nbsp; </p>
<p>Ben inanmıyorum.&nbsp; <b><u>Eğer biri beni aramıyorsa, aramak istemediği içindir.&nbsp; Eğer benimle görüşmüyorsa, görüşmek istemediği içindir.&nbsp; Ben başka HİÇBİR mazereti kabul etmiyorum.</u></b>&nbsp; Son örneğimin ardından bu yazıyı bitirebilirdim.&nbsp; Çünkü gerçekten başka hiçbir lafa gerek yok.&nbsp; Vakit ayırmak istersen, istediğin herşeye ve herkese vakit ayırabilirsin.&nbsp; Ama müsaadenizle ben bu konuyla ilgili söylenmiş ve gerçekten çok hoşuma giden sözlerden de bir demet sunmak istiyorum.&nbsp; Bunları herkesin çerçeveleterek duvarına asması gerek. &#8216;İşim var, vaktim yok&#8217; diye saçmalamaya ve daha da korkuncu bu saçmalığa kendimiz de inanmaya başlarsak acilen okuyup kendimize geliriz:</p>
<p>-İşinizin çok önemli olduğunu düşünüyorsanız, bu sinirlerinizin ciddi biçimde bozulduğunun en açık göstergesidir. <br />(Bertrand Russell)</p>
<p>-Mutluluğun formülü, gerektiğinde önemsiz şeylerle meşgul olabilmektedir.(Edward Newton)</p>
<p>-Bitap bırakan günlük yaşam, ancak bir aptalın karşılaşabileceği bir hayat krizidir.&nbsp; (Anton Çehov) </p>
<p>-Eğer boş zamanınız yoksa, ruhunuzu kaybediyorsunuz demektir.&nbsp; (L.&nbsp; P.Smith)</p>
<p>-Kalitenizin ölçüsü, boş zamanlarınızda ne yaptığınızdır.</p>
<p>Medeniyetlerin kalitesi de insanlara sağladığı boş zaman ve bunun kalitesi ile ölçülür.(Irwin Edman) </p>
<p>-Babam bana çalışmayı, fakat işin esiri olmamayı öğretti.&nbsp; Şimdi okumanın, hikaye anlatmanın, şakalaşmanın, konuşmanın ve gülmenin iş kadar; hatta ondan da önemli olduğunu biliyorum.&nbsp; (Abraham Lincoln) </p>
<p>-Boş zamanı iyi değerlendirmek, çok ciddi bir sorumluluktur.&nbsp; (William Russell)</p>
<p>VE BENİM FAVORİM:</p>
<p>&#8216;Yeterli zamanım yok deme.&nbsp; Büyük insanların da günleri 24 saattir&#8230;&#8217; </p>
<p>CAN DÜNDAR</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“İşlerim çok. Başka hiçbir şeye bakamıyorum.” </p>
<p>Bu lafı bir kişiden daha duyarsam, büyük ihtimalle katil olacağım.<br />Mailime iki satır bile cevap yazmayanlar &#8216;çok yoğun&#8217;; bir şey anlatmak için söz verip haftalarca sesi çıkmayanlar &#8216;çok yoğun&#8217;; benden başka herkes ama herkes çok yoğun. </p>
<p>&#8216;Aaa tabii; onun için konuşmak kolay.&nbsp; Evde oturup yazıyor sadece. Çalışmaktan haberi yok.&#8217;</p>
<p>İstesem ben de &#8216;çok yoğun&#8217; olabilirim.&nbsp; &#8216;Bugün şunu yetiştirmem lazım; yarın şuraya gidip yazı konusu bulmam lazım, birkaç ay içinde romanımı bitirme planım var, sarkmaması lazım, o lazım, bu lazım&#8230;&#8217; </p>
<p>Hayatı boşvermek istedikten sonra &#8216;yoğun&#8217; olmaktan kolay mazeret yok ki.</p>
<p>Hatta sadece yemek pişirip, alışverişe çıkıp, dizi izleyip yaşayarak da &#8216;yoğun&#8217; olabilirsiniz. </p>
<p>&#8216;Sinemaya gidemem ki, bugün temizlik yapacağım.&#8217;&nbsp; E yapma.</p>
<p>&#8216;Ay seni arayacaktım, hep aklımdasın ama işlerden başımı kaldıramıyorum ki&#8230;&#8217;</p>
<p>Kâinatın en saçma ve zekâ özürlü mazereti.&nbsp; Yani &#8216;kafama uçan daire düştü, hastanedeydim&#8217; deseniz daha inandırıcı olur. </p>
<p>Normalde hiç kimse hayatının 24 saatini çalışarak geçirmez.&nbsp; En azından yemek yemek, uyumak ve tuvalete gitmek için ara vermeniz gerekir.&nbsp; Ve bu aralarda sevdiğiniz insanlarla en azından telefonda konuşabilirsiniz, değil mi? </p>
<p>Ben bir insana vakit ayırmamanın mazereti olarak &#8216;çok çalışıyorum&#8217;u kesinlikle kabul etmiyorum.&nbsp; </p>
<p>Eğer biriyle aylarca görüşmüyor ve &#8216;işlerim var, ondan&#8217; diyorsanız, bunun iki anlamı vardır: </p>
<p>a) Ben aynı anda iki işi yapamam.&nbsp; Doğal olarak çalışırken araya kimseyi katamam.&nbsp; </p>
<p>&nbsp;&nbsp; Merdiven çıkarken çiklet de çiğneyemem.&nbsp; Hayatım allak bullaktır.</p>
<p>&nbsp;&nbsp; Zaman nasıl değerlendirilir bilmiyorum. </p>
<p>b) Seninle görüşmek istemiyorum.</p>
<p>c) Ciddi anlamda işlerim yüzünden görüşemediğimizi sanıyorum.&nbsp; Bu mazerete gerçekten inanmışım.&nbsp; Kimi kandırıyorum ki?</p>
<p>&nbsp;&nbsp; (Son şıkkı kabul edecek babayiğit pek bulunmaz.) Ve hiç kimse beni birinci şıkka inandıramaz.&nbsp;&nbsp; </p>
<p>&nbsp;&nbsp; Çünkü biriyle görüşmek isterseniz, mutlaka vakit ayırırsınız.</p>
<p>Bu aralar üst üste birkaç kişiyle bu &#8216;çok çalışıyorum da; başka bir şeye bakamıyorum&#8217; muhabbetini yaşadım; konuya o yüzden taktım.&nbsp; Bir insandan örnek vereceğim.&nbsp; Şu an için kendimi örnek veremem çünkü &#8216;evde çalışan yazar&#8217; olduğum için kimsenin beni iş konusunda ciddiye aldığı yok.&nbsp; Neyse canım, bana ne?&nbsp; Ben yazıyor muyum?&nbsp; Yazıyorum.&nbsp; Paramı alıyor muyum?&nbsp; Alıyorum. </p>
<p>Gerisi beni hiç ilgilendirmiyor.&nbsp; Ama şunu da belirtmem gerek.&nbsp; Öğrencilik hayatım boyunca hiçbir zaman derslerin, sınavların, çalışmaların, zevklerimin önüne geçmesine izin vermedim.&nbsp; Benim için okul her zaman ikinci plandaydı. </p>
<p>Eğer çok sevdiğim bir film oynuyorsa, yarınki sınava çalışmayı birkaç saat sonrasına erteledim ve filmi izledim; canım ertesi günü ödev yetiştirmeye oturmadan önce gezmek istediyse çıkıp gezdim; ders çalışmayı planladığım gece bir arkadaşım &#8216;haydi sinemaya gidelim&#8217; dediyse herşeyi olduğu gibi bırakıp sinemaya gittim.&nbsp; Çünkü benim için &#8217;sevdiğim insanlar&#8217; ve &#8216;kendime vakit ayırdığım hayatım&#8217; herşeyden önemliydi.</p>
<p>Hayatımda hiç kimseyi &#8216;çalışmam gerek&#8217; diye geri çevirmedim. </p>
<p>Bir arkadaşa &#8216;hayır, eve gideceğim&#8217; dediysem, bu o anda eve gitmek istememden başka bir sebebe asla dayanmadı.&nbsp; </p>
<p>En önemli işin başında da olsam, bir dostum &#8217;seninle konuşmaya ihtiyacım var&#8217; <br />dediğinde ben tüm işleri bırakırım.&nbsp; </p>
<p>Çünkü hiçbir şey, çevrenizdeki sevgi ve sahip olduğunuz yüreklerden daha önemli olamaz.&nbsp; Hayat kısacık, acayip bir şey.<br />Hırslarla, kıskançlıklarla ve eşek gibi çalışmakla bitirilemeyecek kadar da değerli. Elbette boş boş oturun demiyorum.&nbsp;&nbsp; </p>
<p>Çünkü hayat aynı şekilde, boş boş oturulmayacak kadar da değerli.&nbsp; Ama iş dediğiniz şey, sevdiklerinizle, kendinizle, hobilerinizle geçireceğiniz zamanın tamamını çalıyorsa, inanın bunda büyük bir terslik vardır.&nbsp; Kendini çalışmaya ciddi bir biçimde adayan ve sevdiklerine zaman ayıramayacak kadar işlerine gömülmeyi kendi özgür iradesiyle seçen kişiler de var tabii.&nbsp; Ben böylelerinin asla evlenmemesi gerektiğini düşünüyorum.&nbsp; Ve bu, kesinlikle tahammül edebileceğim bir kişilik tarzı değil. </p>
<p>Neyse, geçeyim örnek kişime: Ben ortaokul hayatım boyunca Soma&#8217;da yaşadım. </p>
<p>(Oradaki hayatım da alemdi aslında.&nbsp; Bir ara onu da yazayım&#8230;)<br />Anlatacağım kişi, bir arkadaşımın babası.&nbsp; (Ailecek de görüşüyorduk; aynı apartmandaydık.) </p>
<p>Adam her sabah en geç altıda işe gitmek zorundaydı. (Mühendisti galiba.&nbsp; Maden ocaklarına çıkıp oradaki işleri yürütüyordu.)<br />Yani haftanın beş günü, ciddi anlamda &#8217;sabahın körü&#8217;diyebileceğiniz bir saatte işinin başında olmalıydı.&nbsp; Bu durumda erkenden yattığını ve hafta içi başka hiçbir şeye vakit ayıramadığını düşünürsünüz, değil mi?&nbsp; </p>
<p>En azından benim hayatımdaki &#8216;yoğun insanlar&#8217; için bu çalışma tarzı </p>
<p>&#8216;işe git, eve gel, yemek ye, uyu, işe git, eve gel, yemek ye, uyu&#8217; düzenini gerektiriyor.<br />Ve hafta sonları da &#8216;hafta içinin yorgunluğunu bir türlü atamıyorum&#8217; diye evde yatarak geçirilirdi.&nbsp; Aşırı yoğun çalışma temposu yüzünden bunlara laf da söylenmezdi.&nbsp; Çünkü &#8216;çok çalışıyorum, görmüyor musun?&#8217; demeleriyle, her türlü tartışma anında biterdi.&nbsp; Peki arkadaşımın babası böyle mi yaşıyordu? </p>
<p>Büyük harflerle cevap veriyorum:</p>
<p>HAYIR, ASLA&#8230;&nbsp; </p>
<p>Akşam eve döndüğünde sosyal hayatı başlardı.&nbsp; Yemek bazen evde, bazen bizim de dahil olduğumuz dost topluluğuyla beraber dışarıda yenirdi. Sonra mutlaka birinin evinde toplanılır; eğlence gırla giderdi. </p>
<p>Bu adam işinin dışındaki tüm vaktini sevdikleriyle geçirir ve karısına asla yalnızlık hissettirmezdi.&nbsp; </p>
<p>Hemen hemen her hafta sonu mutlaka ya Dikili&#8217;ye ya da Aliağa&#8217;ya yemeğe giderdik.&nbsp; Asıl çarpıcı örneğimi daha vermedim. <br />Haftanın her günü sabah altıda işte olan ve akşam hava kararınca eve gelen bu adam, (bazen cumartesileri de çalışıyordu galiba)</p>
<p>evlilik yıldönümünde karısını Soma&#8217;ya iki saat uzaklıkta olan İzmir&#8217;e götürdü.&nbsp; Hayır, hafta sonu değil. BÜTÜN GÜN çalıştığı bir günün akşamında eğlenmek için gittiler ve gece yarısını geçe döndüler.&nbsp; Ertesi gün de bu adam tekrar sabahın köründe işine gitti!!! </p>
<p>Hiç kimse bana hiçbir şey için &#8216;çok meşgulüm, çok yoğunum, vaktim yok da ondan&#8217; gibi bir mazeret sunmasın.&nbsp; </p>
<p>Ben inanmıyorum.&nbsp; <b><u>Eğer biri beni aramıyorsa, aramak istemediği içindir.&nbsp; Eğer benimle görüşmüyorsa, görüşmek istemediği içindir.&nbsp; Ben başka HİÇBİR mazereti kabul etmiyorum.</u></b>&nbsp; Son örneğimin ardından bu yazıyı bitirebilirdim.&nbsp; Çünkü gerçekten başka hiçbir lafa gerek yok.&nbsp; Vakit ayırmak istersen, istediğin herşeye ve herkese vakit ayırabilirsin.&nbsp; Ama müsaadenizle ben bu konuyla ilgili söylenmiş ve gerçekten çok hoşuma giden sözlerden de bir demet sunmak istiyorum.&nbsp; Bunları herkesin çerçeveleterek duvarına asması gerek. &#8216;İşim var, vaktim yok&#8217; diye saçmalamaya ve daha da korkuncu bu saçmalığa kendimiz de inanmaya başlarsak acilen okuyup kendimize geliriz:</p>
<p>-İşinizin çok önemli olduğunu düşünüyorsanız, bu sinirlerinizin ciddi biçimde bozulduğunun en açık göstergesidir. <br />(Bertrand Russell)</p>
<p>-Mutluluğun formülü, gerektiğinde önemsiz şeylerle meşgul olabilmektedir.(Edward Newton)</p>
<p>-Bitap bırakan günlük yaşam, ancak bir aptalın karşılaşabileceği bir hayat krizidir.&nbsp; (Anton Çehov) </p>
<p>-Eğer boş zamanınız yoksa, ruhunuzu kaybediyorsunuz demektir.&nbsp; (L.&nbsp; P.Smith)</p>
<p>-Kalitenizin ölçüsü, boş zamanlarınızda ne yaptığınızdır.</p>
<p>Medeniyetlerin kalitesi de insanlara sağladığı boş zaman ve bunun kalitesi ile ölçülür.(Irwin Edman) </p>
<p>-Babam bana çalışmayı, fakat işin esiri olmamayı öğretti.&nbsp; Şimdi okumanın, hikaye anlatmanın, şakalaşmanın, konuşmanın ve gülmenin iş kadar; hatta ondan da önemli olduğunu biliyorum.&nbsp; (Abraham Lincoln) </p>
<p>-Boş zamanı iyi değerlendirmek, çok ciddi bir sorumluluktur.&nbsp; (William Russell)</p>
<p>VE BENİM FAVORİM:</p>
<p>&#8216;Yeterli zamanım yok deme.&nbsp; Büyük insanların da günleri 24 saattir&#8230;&#8217; </p>
<p>CAN DÜNDAR</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.eminegonul.com/2007/11/09/cok-yogunlara-can-dundardan-yorumlar/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
		<item>
		<title>Beşiktaş tarih yazdı..</title>
		<link>http://www.eminegonul.com/2007/11/07/besiktas-tarih-yazdi/</link>
		<comments>http://www.eminegonul.com/2007/11/07/besiktas-tarih-yazdi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Nov 2007 14:33:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ömür</dc:creator>
		
	<category>Memleket</category>
	<category>Spor</category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.eminegonul.com/2007/11/07/besiktas-tarih-yazdi/</guid>
		<description><![CDATA[<p>Söylenecek pek çok şey var. Yazık oldu.. Beşiktaş Futbol Kulübünü bu hale getirenler umarım aklı selim düşünmeye başlarlar. Süleyman Seba&#8217;yı örnek almak şöyle dursun yönetimde tanıyan yok sanırım. </p>
<p>Hafta sonu oynanan Fenerbahçe - Beşiktaş maçından sonra Beşiktaş kulubü olabilecekler hakkında ipuçları vermişti ancak ne sporcular ne de medya bunun farkına varamayıp (ya da varıp) geride kalmış bir maç üzerinde yoğunlaşmaya devam ettiler. PAF takımı ile devam etme isteği vs aldı başını gitti.&nbsp; Sonunda da 8-0 gibi bir hezimet yaşadık. Liverpool&#8217;un 30 şutuna karşı sadece 4 şutla cevap verebildik ve bu 4 şutun da sadece 1 tanesi çerçeveyi buldu.&nbsp; Bu mudur ? Türk futbolu bu mudur? Evet mağalesef budur. Hala bu ülkede cımbızla ayıklanarak yazdığımız destanlar ! anlatılmaya devam ederse, eğer maç içerisinde rakip takımla ilgili öndeysek &#8216;ezdik&#8217;, gerideysek &#8216;dünya devi ancak bu kadar&#8217; şeklinde tutarsız maç anlatımları yapılmaya devam ederse, hala Galatasaray&#8217;ın UEFA kupasını alması, Türkiye&#8217;nin dünya üçüncülüğü konuşulursa, en önemlisi gücümüzü&nbsp; bilinmezse nasıl ilerleriz.&nbsp; Doğru, dürüst, sözde değil özde centilmen olmadan ne yapabilirz.. Sadece futbol ile ilgilenmeden nasıl ilerleriz. </p>
<p>Trafik beşeri hayatın aynası gibidir. Trafikte yaşanan saygısızlıkların, bir araba öne geçmek için yapılan terbiyesizliklerin, sadece ben diyen zihniyetin bir diğeri de futbolda mağalesef. Eğer doğru olmazsak, hedefe gitmek için adımlar atmazsak ne yapabiliriz. Hep haklı olan biziz. Türkiye-Macaristan maçı sonrası kaç kişi çıkıp haksız şekilde yendik, aslında hakkımız değildi dedi. Tam tersinin bizim başımıza Türkiye’nin, Fenerbahçe’nin, Galatasaray’ın, Beşiktaş’ın başına geldiğini düşünün. Neler olabilirdi. Neler olurdu. İşimize bakmalıyız. Önümüze, hedefe bakmalıyız. Çıkan engellere takılmamalıyız. Hedefe ulaşmak için ne gerekiyorsa düzgün bir şekilde çalışmalıyız. Sadece kendimiz için değil, tüm olaylara karşı adil olmalıyız. </p>
<p>Futbol bizim için her şeyden önemli olursa, bizim yaşam biçimimiz olursa nasıl ilerleriz. Bu bir eğlencedir. Yenmek de vardır yenilmekte. Bu iş ciddidir. Ama bu kadar da değil. Hani son günlerde bir reklam dönüyor. Çok Abarttık! Hamurunu kabarttık diye. Bu işi bu kadar abartmamalıyız.&nbsp; İnsanlar çoluk çocuklarıyla bu kadar ilgileniyorlar mı acaba? Eşinin, çocuğunun, annesinin, babasının, kardeşinin yüzüne bakıyorlar mı? Futbolla ilgilendikleri kadar ilgileniyorlar mı? İlgilenenler için ne mutlu bir hayat. Çünkü hayat futbol değildir. </p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Söylenecek pek çok şey var. Yazık oldu.. Beşiktaş Futbol Kulübünü bu hale getirenler umarım aklı selim düşünmeye başlarlar. Süleyman Seba&#8217;yı örnek almak şöyle dursun yönetimde tanıyan yok sanırım. </p>
<p>Hafta sonu oynanan Fenerbahçe - Beşiktaş maçından sonra Beşiktaş kulubü olabilecekler hakkında ipuçları vermişti ancak ne sporcular ne de medya bunun farkına varamayıp (ya da varıp) geride kalmış bir maç üzerinde yoğunlaşmaya devam ettiler. PAF takımı ile devam etme isteği vs aldı başını gitti.&nbsp; Sonunda da 8-0 gibi bir hezimet yaşadık. Liverpool&#8217;un 30 şutuna karşı sadece 4 şutla cevap verebildik ve bu 4 şutun da sadece 1 tanesi çerçeveyi buldu.&nbsp; Bu mudur ? Türk futbolu bu mudur? Evet mağalesef budur. Hala bu ülkede cımbızla ayıklanarak yazdığımız destanlar ! anlatılmaya devam ederse, eğer maç içerisinde rakip takımla ilgili öndeysek &#8216;ezdik&#8217;, gerideysek &#8216;dünya devi ancak bu kadar&#8217; şeklinde tutarsız maç anlatımları yapılmaya devam ederse, hala Galatasaray&#8217;ın UEFA kupasını alması, Türkiye&#8217;nin dünya üçüncülüğü konuşulursa, en önemlisi gücümüzü&nbsp; bilinmezse nasıl ilerleriz.&nbsp; Doğru, dürüst, sözde değil özde centilmen olmadan ne yapabilirz.. Sadece futbol ile ilgilenmeden nasıl ilerleriz. </p>
<p>Trafik beşeri hayatın aynası gibidir. Trafikte yaşanan saygısızlıkların, bir araba öne geçmek için yapılan terbiyesizliklerin, sadece ben diyen zihniyetin bir diğeri de futbolda mağalesef. Eğer doğru olmazsak, hedefe gitmek için adımlar atmazsak ne yapabiliriz. Hep haklı olan biziz. Türkiye-Macaristan maçı sonrası kaç kişi çıkıp haksız şekilde yendik, aslında hakkımız değildi dedi. Tam tersinin bizim başımıza Türkiye’nin, Fenerbahçe’nin, Galatasaray’ın, Beşiktaş’ın başına geldiğini düşünün. Neler olabilirdi. Neler olurdu. İşimize bakmalıyız. Önümüze, hedefe bakmalıyız. Çıkan engellere takılmamalıyız. Hedefe ulaşmak için ne gerekiyorsa düzgün bir şekilde çalışmalıyız. Sadece kendimiz için değil, tüm olaylara karşı adil olmalıyız. </p>
<p>Futbol bizim için her şeyden önemli olursa, bizim yaşam biçimimiz olursa nasıl ilerleriz. Bu bir eğlencedir. Yenmek de vardır yenilmekte. Bu iş ciddidir. Ama bu kadar da değil. Hani son günlerde bir reklam dönüyor. Çok Abarttık! Hamurunu kabarttık diye. Bu işi bu kadar abartmamalıyız.&nbsp; İnsanlar çoluk çocuklarıyla bu kadar ilgileniyorlar mı acaba? Eşinin, çocuğunun, annesinin, babasının, kardeşinin yüzüne bakıyorlar mı? Futbolla ilgilendikleri kadar ilgileniyorlar mı? İlgilenenler için ne mutlu bir hayat. Çünkü hayat futbol değildir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRSS>http://www.eminegonul.com/2007/11/07/besiktas-tarih-yazdi/feed/</wfw:commentRSS>
		</item>
	</channel>
</rss>
